Vücuttaki Kusursuz Uyarı Sinyalleri

Vücuttaki Kusursuz Uyarı Sinyalleri

* Kolunuzdaki saati, üzerinize örttüğünüz yorganı ya da parmağınıza taktığınız yüzüğü bir süre sonra neden hissetmezsiniz?

* Peki eğer bunları sürekli olarak hissetseydiniz hayatınız nasıl etkilenirdi?

* Bir insanın en büyük ihtiyaçlarından biri olan dokunma duyusunun önemli bir parçası olan derideki alıcılar, ne zaman sinyal verip sinyali ne zaman durdurmaları gerektiğini nasıl tespit edebilir?

İnsan, üzerinde sürekli cildiyle temas halinde olan giysilerle muhataptır. Ama onları her an hissetmez. Gece yatarken üzerine çektiği yorganın, koluna taktığı saatin ya da oturduğu koltuğun kendisiyle temas halinde olduğunu da sürekli olarak algılamamaktadır. Bunun önemli bir sebebi vardır. İnsan derisindeki alıcılar belirli bir süre sonra beyne, cilde temas eden madde ile ilgili sinyalleri göndermeyi durdururlar. İnsan cildi, kendisiyle temas halinde olan maddeye karşı alışkanlık kazanır ve onunla ilgili his sinyallerini zamanla iletmemeye başlar.

Bu, harika bir sistem ve mükemmel bir detaydır. İnsan, çoğu zaman böyle bir detayın farkında bile değildir ama, herhangi bir rahatsızlık duymadan yaşaması bu mükemmel sistemin kusursuz şekilde çalışması ile mümkün olur.

Vücuttaki bu “alışma” mekanizması olmasaydı giyinmek gibi sıradan bir olay insan için büyük bir sıkıntı haline gelirdi. İnsanın üzerindeki giysileri sürekli olarak hissetmesi bir eziyete dönüşür, ayrıca dokunduğu diğer şeylerden gelen sinyalleri almakta da güçlük çekerdi. Dikkati sürekli, giydiği çorabın bileğini ne kadar sarıp sıktığını, saatin sürekli bileğinde hareket ettiğini düşünmek gibi konularda olabilirdi. Bu nedenle kişi rahat uyuyamaz, dinlenemezdi. Hayatı bu sıkıntı verici detaylardan dolayı oldukça zorlaşırdı.

Hissetmenin bir nimet olması gibi, hissin zamanla kaybolması da insana sunulmuş büyük bir nimettir. Tek bir detay, bir insan yaşamını kolaylaştırmakta, onun rahat yaşamasına vesile olmaktadır. Evrimcilerin hayali mekanizmalarının, insan bedeninin neye ihtiyaç duyduğunu belirleyecek bir bilinci yoktur. Bu nimeti insana sunan, varlığı tüm varlıkların bütün ihtiyaçlarına yeten, Kafi olan Yüce ALLAH’tır.

“Nimet olarak size ulaşan ne varsa, ALLAH’tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O’na yalvarmaktasınız.” (Nahl Suresi, 53)

Dünya sınavında her insanın aynı şartlarda olmamasının nedeni hakkında

Birçok müslümanın kafasını kurcalayan bu soru hakkında soru cevap şeklinde bir yazı buldum ve paylaşmak istedim

Soru

Dünya bizim için bir sınav. Ahirete hazırlık için.. Sonsuz yaşam için bu bir sınav.Yıllardır böyle okuduk böyle bildik.Tövbe haşaa ,böyle bir şeyi sorgulamak bile beni irkitiyor.Dünya bir sınavsa Rabbimizin bize yaptığı , peki neden herkes safhada başlamıyor bu sınava… Şehrin en fakir en ücra köşesinde doğup büyüyen bir çocuk için günah daha kolay değil midir ? Yaşamını sürdürmesi için yiyecek içeçek bulması gerekir.E yoksa durumu ? Ne yapacak çalacak vb.

CEVAP

Evvelâ şu hakikati hatırlatmakla mevzuya başlamakta fayda mülâhaza ediyoruz. Hesap sormak, siğaya çekmek, ancak Allahü Azimüşşân’ın hakkıdır. Mahlûkatın O’na sual ve hesap sormaya hakkı yoktur.

Umum mülkün yegane sahibi, tek hâkimi Allahü Azi-müşşân’dır. O Sultan-ı Ezel ve Ebed kendi mülkünde elbette dilediği gibi tasarruf eder. Amma O Âdil-i Hakîm ve Rahîm-i Mutlak’ın bütün tasarrufat-ı hakîmane, rahîmâne ve âdilânedir. Hiç kimse O’nun mahlûkatına O’ndan başka şefkatli ve merhametli olamaz. Yukarıdaki soruyu soranların görünüşte acıdıkları, gerçekte ise kendi günahlarına özür olarak ileri sürmek istedikleri o şahıs, Cenâb-ı Hakk’ın kuludur. Bizimle ilgisi sadece insaniyet cihetiyledir. Onu, ana rahminde bir damla su halinden rahmet ve inâyetiyle insan şekline getiren, ona akıl ihsan eden ve dünyadan faydalanabilmesi için gerekli bütün maddi ve manevî cihazlarla teçhiz eden Allahü Azimüşşân’dır. Öyle ise, o adama karşı hiç kimse onun Rahîm olan yaratıcısından daha şefkatli olamaz.

Kader ve adaletle ilgili mes’elelerin tetkikinde bu hakikatin gözden uzak tutulmaması gerekir. Her bir insanın, bu âlemde içinde bulunduğu farklı hayat şartları, fert, aile ve akraba dairelerinde karşılaştığı ayrı ayrı mes’eleleri, maişet (geçim) noktasındaki değişik problemleri ve nihayet içinde bulunduğu memleketin kendisine has içtimaî yapısıyla ayrı bir dünyası vardır. Hikmetlerini hakkıyla bilemediğimiz, fakat âdil olduğundan da şüphe etmediğimiz bu İlâhî taksimatın neticeleri ahirette, yüce adalet gününde sergilenecek, Zilzâl Sûresi’nde de beyân buyurulduğu gibi zerre kadar hayır ve zerre kadar şerrin hesabı orada görülecektir.

Bu dünyada faydalı sanılan birçok hâller, orada mes’uliyetinin ağırlığı ile kulun büyük bir yükü olurken, zahmet ve meşakkat olarak görünen nice hâdiseler -sabretmek şartıyla- orada günahların affına vesile olacaktır.

Haşir meydanı, hayvanların bile gerek insanlardan ve gerekse birbirilerinden olan haklarının alınacağı, hattâ bir kâfirin Müslümanda olan hakkının dahi hesaba katılacağı bir yüce adalet divânı olarak insanları beklemektedir. Hayvanların birbirinde olan küçük haklarını bile, mahiyetini bilemediğimiz hassas bir teraziyle tartan O Âdil-i Mutlak, elbette ki insanları da o mutlak adaletiyle muhakeme edecektir.

Bir kısım insanların, Kader ve İlâhî adalet noktasındaki vesveseleri, işte bu adalet gününü düşünmemekten ileri gelmektedir. O günü düşünmeden, bir cihette yolun ortası olan bu dünyada, İlâhî adaletin kulların imtihan şartlanndaki tecellîsini lâyıkıyla anlamamız, elbette imkânsızdır.

Zerre kadar şerrin dikkate alınacağı o adalet gününde, İlâhî adalete iftira edenlerin de hesaba çekileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Anlaşılmayan mes’elelere itiraz etmek yerine, merakla eğilmek ve öğrenmek akıl ve hikmetin muktezasıdır. Hem bir nev’i ibâdettir. Mesela tıb ilmi, Hakîm-i Ezelî’nin insan vücûdunda hiçbir şeyi hikmetsiz ve faydasız yaratmadığına inanmanın neticesi olarak, herbir azanın, kemiğin, sinirin, bezin vaziyetini araştırmış, bulmuş ve bugünkü seviyesine ulaştırmıştır. Bir doktor, neye yaradığını bilemediği bir azayı faydasız kabul etse, cehaletini ilân etmiş olur. Onun anlamaması o azanın faydasızlığına delil olamaz. Aynen öyle de, Âdil-i Mutlak olan Allah’ın adaletine iman eden bir kimse de, her hâdisede İlâhî adaletin tecellî ettiğine imân ile mükelleftir. Hatırına gelen suallerin cevabını bu anlayış içerisinde aramalıdır.

Cenâb-ı Hakk, Kur’an-ı Kerîm’inde:

“Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadar teklif eder” (Bakara Sûresi, âyet: 286.) buyurmakla, kullarına çekemeyecekleri yükleri teklif etmediğini açıkça bildirmektedir. İnsanın bedeninin takat getiremeyeceği veya mal varlığının kâfi gelmeyeceği yükler olduğu gibi, aklının da tek başına erişemeyeceği hakikatler vardır. Bunların hepsi, kullara çekemeyecekleri yüklerin yüklenmediği hakikati içerisindedir. Konuyu bazı misâllerle açıklayalım:

- Ayakta duramayacak kadar hasta olan bir kimse, namazını oturarak kılar.

- Oturamayacak ve kımıldayamayacak durumda bulunan bir hastanın ise namazı te’hire kalır.

- Ramazan’da unutarak yemek yiyen kimsenin orucu bozulmaz.

- Kendisine zorla haram bir şey yedirilen kimse mes’ul olmaz.

- Fakir bir Müslümana hacca gitmek ve zekât vermek farz değildir.

Misâller çoğaltılabilir. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ın Âdil-i Mutlak olduğuna ve kullan için takat getiremeyecekleri yükler takdir etmediğine birer delildir.

Allahü Teâlâ mutlak- adaletiyle kullarının mes’uliyetlerini bedenî ve malî durumlanyla olduğu gibi, içinde bulunduklan şartlarla, imân hakikatlerini kavrama ve İslâmî hükümlere vâkıf olabilme imkânlarıyla da sınırlandırmıştır. Yâni, Cenâb-ı Hakk, kullannın akıllarına da kaldıramayacağı yükleri yüklememiştir. Şu hakikati de bilmek icab eder:

İnsanların bu dünyadaki asıl vazifeleri Cenâb-ı Hakk’a imân ve O’na itaat etmek olduğundan, en düşük seviyedeki akla dahi Hâlık-ı Kerîm’in varlığını idrâk etme kabiliyeti verilmiştir. Az bir akılla dünya işleri lâyıkıyla görülemediği halde, bu kâinatın bir yaratanı olduğu bilinebilir. Diğer taraftan, bir eli olmadığında dünyevî işlerini bir derece aksattığı halde, aynı insan iki elini ve iki ayağını da kaybetse Allah’ı tanımasında, bilmesinde hiçbir noksanlık duymaz. Aklıyla bu kâinatın sultanını idrâk ettikten sonra, bedenî durumunun da müasadesi nisbetinde O’na karşı ibâdetini yapar.

Âdil-i Mutlak olan Allahü Azimüşşân her insana bu dünya imtihanını kazanacak kıuhır akıl ihsan etmiş, akıl hastalan ile sinn-i teklife ulaşmayan çocukları imtihandan muaf tutmuştur.

Siyah LaLe ve Tefekkür

(Haşir Suresi 59-9)

Siyah Lale ,“Gamdan güler zevali melalime ağlarım “der sanki lisan-i haliyle… Türdeşi olan beyaz laleler haz ve zevk yolcusuyken o çileye taliptir zira… O, hak nebiye kulak hatta yürek veren…”Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” diyen o hak nebi’ye… Gözyaşı ile beslenir siyah lale… Ruhu tertemizdir zira çile banyosunda yıkanır her daim… Şiirseldir ve açıktır ilhama bundan dolayı… O acıyı şerbet tadında yudumlar, yudumlarken türdeşleri hayatı şehvet tadında… “Ekserunnas” değil “ulul elbab” olma makamıdır onun ki… Ali bin Ebi Talib’in sözündeki gibi “İnsanlar arasında insanlardan bir insan olmak” ama dik durmak ve prensip sahibi olmak… Alexendra Dumas’ın “Siyah Lale “ romanında vurgu yaptığı gibi ilkeli olabilmek… O basit bir Stoaci değildir asla… Izdırab onun mesleği değil davasıdır zira…

Yüreğine sekine inmiştir çoktan… O halinden memnundur zira…

Tarihin karanlık sayfalarında açar siyah lale… Her Hak yolcusu birsiyah lale âdeta… Sümeyye siyah bir lale mesela… Rabbim Allah ve Resulum Muhammed dediği için yatırılır çölün ortasına… Sövmesi istenir Allah’ın Resuluna… O iseşehadetinitekrar eder tükürür gibi Ebu Cehil’in suratına…O çileye taliptir zira… Böylece yarılır vücudu ailesinin gözleri önünde ve vücudu olur parça parça… Ak yürekli siyah lale kan verir böylece yeryüzünün damarlarına… O çileyi yudumlar şerbet tadında…

~~~~~~~~

Mus’ab bin Umeyrsiyah bir lale çölün bağrında açan… Rahatı ve konforu yüreğinin eliyle itenlerden ve Allah Resulünun yolundan gidenlerden… Mekke’nin en güzel delikanlısı… Güzelliği dillere destan… Ama o maddesinin enkazı altında değil… O, Hakka dilbeste… Mekkeli kızların kendisine aşk mektubu gönderdiği ama O en büyük aşk’ın peşinde… Allah Resulü Uhud’ta iken İslam’ın bayraktarlığını yapan… İlay-i kelimetullah için vücudu parça parça doğranan… Parçalanmayan bir imanı var zira… Onun aşk’ına Allah’ın elçisi şahit… Sireti sureti kadar güzel siyah bir lale zira çileyi aşk makamında yudumlayan bir başka güzel o….

~~~~~~~~

Siyah lale gündüzü yaşarken geceyi hatırlatan ve rahatı zahmette, sefayı çilede bulanların çiçeği… Rahmete mazhar olmanın sırrının zahmetten geçtiğini fark edenlerin… Çile ve ızdırabı yudumlayan bir Hak yolcusunun ruh potresini hatırlatır siyah lale… Saçım kadar başım olsa her gün birini koparsalar yinede davamdan vazgeçmem diyenlerin ve zindanda zahmeti değil rahmeti keşfedenlerin… Cibril soruyordu Allah Resuluna “Ey Resul! Kul bir peygamber mi yoksa kral bir peygamber mi olmayı yeğlersin? “Allah Resulu kul peygamber olmayı diyordu… Siyah lale peygamber mahfiyeti…. Siyah lale tevazu…

Fatima ahlakını hatırlatırsiyah lale… Elleri nasır tutan bir hizmetçisi dahi olmayan masum Fatimayı… Zahmetin altındaki ince rahmeti keşfeden bir yüce isim Fatima… Rabiatül Adeviye yine bir numune-i imtisal ilk nesillerden ahlakı ve erdemiyle temayüz eden … Haz yerine çile dolu zühd ve takva eksenli bir hayatı seçen…. Zeynep el Gazali bunun çağdas bir örneği… Bunun nice örnekleri var tükenmedi tükenmeyecek asla…

Siyah lale bir isar tablosu…Tefani sırrı var onda… Başkaları için yaşamanın ve fedakarlığın ve dolayısıyla çileyi yudumlamanın tadı var… Her vakıf insanı bir siyah lale… Siyah lale yüreğime kayıtlı bir divan ve siyah lale yüreğimin dudaklarındaki dua’m… Siyah lale vakar ve siyah lale diğergam bir yüreğin sembolik anlatımı… Siyah lale yürek bahçemizin nadide çiçeği… Onu ot görenlere ne YAZIK!

HİCRETİN İSLÂM TARİHİNDEKİ ÖNEMİ

Hicret, Müslümanları müşriklerin zulüm ve baskılarından kurtarmış, İslâm’a yayılma imkânı sağlamış, böylece İslâm inkılâbının başlangıcı olmuştur. Bu itibârla olaydan 17 yıl sonra, Hz. Ömer’in hilâfeti esnâsında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi, Hicrî-Kamerî Takvim için “takvim başı” olarak kabûl edilmiştir.

Rasûlullah (s.a.s.)’in hicreti Peygamberliğin 13′üncü yılında, 12 Rebiulevvel / 23 Eylül 622′de olmuştur. Bu tarih aynı zamanda Peygamber Efendimizin 53′üncü doğum yıldönümüdür.

Hicretle, 23 yıl süren Peygamberlik devrinin 13 yıllık Mekke Devri sona ermiş, 10 yıllık Medine devri başlamıştır.

kaynak:nihathatipoğlu.com

Need For Speed Undergorund 2

Electronic Arts’ın büyük bir hızla çıkardığı sürümlere bir yenisiekleyerek Need For Speed 2 serisini kullanıcıların beğenesine sundu.Need For Speed Undergorund 2 serisinde sunduğu bir kaç özellik ise;Yarışların ilerlemeli olarak oynanması. Yarışlarda kazandığınız paralarile ise arabalarınızı istediğiniz şekilde mofiye etme imkanı sunuyor.Vazgeçilmez özelliklerinden biri ise farklı yarış çeşitleri sunması,Drift, Street X gibi.


http://hotfile.com/dl/34030096/20807de/NFSU2.part1.rar.html

http://hotfile.com/dl/34030115/52b2d21/NFSU2.part2.rar.html

http://hotfile.com/dl/34030086/21bbc78/NFSU2.part3.rar.html

http://hotfile.com/dl/34030383/28c6a04/NFSU2.part4.rar.html

http://hotfile.com/dl/34030358/579e9e0/NFSU2.part5.rar.html

http://hotfile.com/dl/34007115/f095789/NFSU2.part6.rar.html


Google Hangi Kriterlere Gore Arama Yapar ? Nasil Ust Siralara Cikarim ?

İnternette herkes “SEO Search Engine Optimization” yani arama motoru optimizasyonu öneriyor. Bir kısım siteler ise öneriden bir adım öteye gidip size üst sıralar vadetiyor. Peki bu mümkün mü?

Türkiye’nin en büyük tasarım sitelerinden biri olan Template.gen.tr Genel Müdürü Erhan Deniz, arama motorları optimizasyonu hakkında soruları yanıtladı. İşte arama motorlarında üst sıra sırrı;

Arama motorlarının sırrı: Arama Motoru Optimizasyonu, bir anlamda müşterilerinizin size ulaşabileceği kelime ya da kelimelerde google aramalarında sitenizin ilk sayfada çıkmasını sağlamaktır. İnternetin ve e-ticaretin çok geliştiği günümüzde potansiyel müşterileriniz alacağı hizmet için google’da arama yapmakta ve milyonlarca site arasından ilk sayfa yani ilk 10 site üzerinden alışveriş yapmaktadır.

Danışmanlık hizmetinde dikkatli olun: Belirlediğimiz , size en iyi müşteri kazandırabilecek kelime/kelimelerde Google aramalarında ilk sayfada çıkmanızı sağlıyoruz. Sitenizi gerekli düzenlemeleri yaparak optimize ediyor ve arama motorlarının daha iyi indexleyeceği duruma getiriyoruz.
Optimize edilmiş sitenize sağlayacağımız link popülaritesi sayesinde çalışma yaptığımız kelime dışında birçok kelimede kendiliğinden yükselmesini sağlayarak birçok potansiyel müşteriyi de yakalamanızı sağlıyoruz.
Link popülaritesi için satın alacağınız backlinklere normalde binlerce ytl harcamanız gerekirken, biz sağladığımız backlink için kesinlikle ücret talep etmemekteyiz. Rekabete göre 500.000 siteye kadar text bağlantı reklamınızı ekleyebilir , popülaritenizi en yüksek noktaya ulaştırabilmekteyiz. Yabancı çözüm ortaklarımız ile sunacağımız bu hizmet de fiyatlara kesinlikle dahildir!

Anahtar kelimesini iyi seçin: Sitenize uygulayacağımız arama motoru optimizasyonu işleminde anahtar seçimi kritik bir öneme sahiptir. İşiniz ile ilgili arama motorlarında aranan anahtar kelimeler üzerinde yapacağımız inceleme ile size dönüşümü en yüksek olabilecek seçenekleri sunarak potansiyel müşteriyi yakalamanızda en başarılı sonuca ulaştırıyoruz.

Uzak durmanız gereken şey: Aldığınız danışmanlık hizmeti iki taraf arasında gizli kalacaktır. Rekabetin çok yüksek olduğu günümüzde rakiplerinizin sizi Google’a bildirmelerini sağlayacak imkanı sunan ve sizi referans olarak afişe eden optimizasyon firmalarından uzak durunuz, Google aramalarındaki konumunuzu riske atmamış olursunuz.

Alintidir

Web Tasarımcıları için 18 Kural

Digital Labz sitesi, web tasarımcıların uyması gereken 18 kural isminde bir liste hazırlamış. Hepsi olmasa bile aşağıdaki maddelerin çoğunluğu dikkate almaya değer öneriler içeriyor.

1. Ziyaretçilerinize bilgiyi zorla vermeyin: Ziyaretçilerinizin ne okumak istediklerine kendilerinin karar vermesine izin verin. Sitenizi gezerken kontrolün ziyaretçilerde olması gerekir. Bir çok pop-up pencere ve reklam linki, sitenizi karmaşıklaştıracak ve ziyaretçilerin dikkatini dağıtarak sitenize olan ilgiyi azaltacaktır.

2. Kötü reklamcılıktan kaçının: Sitenizin reklam gelirleri konusuna odaklanmayın. Sitenizi ziyaret eden bir kişi, siteniz hakkındaki kararını saniyeler içerisinde verir. Reklamlarla dolu bir site, ziyaretçiler üzerinde olumsuz bir etki yaratır. Sitenizin içerik zenginliğiyle reklamların dağılımının denk olmasına dikkat edin.

3. Bilgi kaynağı olun: Aslında insanların web sitelerinde aradığı temel şey bir ürün, hizmet ya da eğitim veya sağlık gibi konular hakkında spesifik bilgilerdir. Sitenizde, bu tip konular hakkındaki uzmanlığınızı ya da deneyimlerinizi paylaşmanız sitenizin diğer sitelerden farklı olduğunu yansıtarak site içeriğinizi değerli kılar.

4. Kendi sitilinizi yaratın: Asla ve asla başkalarının içeriğini ve emeklerini kopyalamayın. Mümkün olduğunca orijinal olmaya çalışın. Bu, sitenizi ve sitenizin içerdiği bilgileri güncel ve eşsiz kılar. Var olan bir habere ekleyeceğiniz yeni bir yorum bile eşsiz bir içerik anlamına gelebilir. Bu nedenle, çok sayıda siteyi gezmeye ve bunlardan ilham almaya çalışın.

5. Standartlara uyun: Standartlar can sıkıcıymış gibi görünebilirler ama standartlara uymak gelecekte yaşayacağınız bazı sıkıntıları atlatmanızı sağlayabilir. Web standartlarına uygun olarak yazılan kodlar, farklı internet tarayıcılarını ve hatta bunların farklı versiyonlarını kullanan insanlara ulaşma şansınızı arttırır.

6. Açık olun: Web siteniz, ziyaretçilerinizle mümkün olduğunca açık ve net bir dille iletişim kurmalıdır. Ziyaretçilerinizi etkilemek için saniyelerle sınırlı bir süreniz olduğunu unutmayın. Ziyaretçilerinizin, sitenizin neresinde neyi bulabileceklerini net bir şekilde biliyor olmaları önemlidir.

7. İnternet Explorer’ı temel alın: Sitenizin tasarımını, diğer farklı internet tarayıcılarına ve yaygın olmayan belirli ekran çözünürlüklerine göre yapmayın. İnternet Explorer’ı sevseniz de sevmeseniz de, internet kullanıcılarının yaklaşık olarak %85′inin bu tarayıcıyı kullandığını unutmayın. Sitenizin İnternet Exploerer 6′da düzgün ve hatasız görüntülemesi, diğer tarayıcıların çoğunda da hatasız ve düzgün görüneceği anlamına gelir. Tabi ki şunu da unutmamak gerekir ki, IE6 bir gün eskiyecek ve kullanım oranı azalacak ve onun yerini başka bir temel tarayıcı alacak (Muhtemelen IE7:).

8. İçerik en önemli şeydir: En başarılı web siteleri, insanlara yeni ve kullanışlı şeyler sunanlardır. İnternette milyonlarca işe yaramaz ve birbirinin kopyası bilgiler içeren siteler vardır. Yeni, faydalı ve eğlenceli içeriğe sahip olan bir sitenin, sadık ve daimi ziyaretçileri olma ihtimali çok yüksektir.

9. Arama motoru optimizasyonu: Sahte bir siteniz olsun istemiyorsanız, anahtar kelimelere odaklanmak yerine arama motoru optimizasyonuna önem verin. Yeni ve kullanışlı bilgiler içeren bir site doğal olarak arama motorlarının sonuçlarında da üst sıralarda yer alacaktır.

10. Bilgilerinizi doğal yollarla paylaşın: Bilgilerinizi doğal yollarla paylaşmanız demek, bu bilgilerle gerçekten ilgilenen insanları hedef almanız anlamına gelir. Spam mail ve reklam kullanmaktan kaçının.

11. Size gelen e-postalara geciktirmeden cevap verin: Sizinle e-posta yoluyla iletişim kurmaya çalışan insanlara, çabuk ve kişisel olarak cevap vermeniz, ziyaretçilerinizin siteniz hakkında olumlu bir izlenim oluşturmalarını sağlar. Otomatik cevaplayıcılar kullanmaktan kaçının, ziyaretçilerinize onları umursadığınızı belli edin.

12. Sosyal medyayı kullanın: Digg ve Reddit gibi bir çok sosyal medya sitesini kullanmanız, sitenizin tanıtımına katkıda bulanacaktır.

13. Bağlantılar kurun ve ilişkilerinizi güçlendirin: Diğer bilinen ve popüler olan sitelerde veya forumlarda iyi ilişkiler kurmanız ve bu tür sitelerde bilinen bir kişi olmanız, sitenizin bilinir bir site olma ihtimalini yükseltecektir.

14. Dünyaya açılın: Eğer mümkünse, site içeriğinizin tüm dünya insanları tarafından anlaşılabilir olmasını sağlayın.

15. Sitenizi kendiniz için değil, kullanıcılarınız için yapın: Site tasarımınızda ve içeriğinizde, kullanıcıların istek ve önerilerini dikkate alın.

16. Daima öğrenmeye devam edin: İnternet dünyası hızla değişmekte ve gelişmekte. Kendinizi geliştirmeye ve yeniliklere açık olmaya çalışın.

17. Yaratıcı olmak için ilham kaynakları bulun: Diğer insanların yaptıkları çalışmaları takip edin. İlham almakla, kopyalamanın farklı şeyler olduğunu unutmayın.

18. Güzelliğe önem verin: Birçok web profesyonel tasarımcısı css dizaynının güzel olduğu görüşündedir. CSS kullanarak sitenizin görsel tasarımını güzelleştirebilirsiniz.

Free Monitor For Google 2.4

Free Monitor For Google 2.4
Boyut : 1.56
MB

Free Monitor for Google Arama motoru uzmanları ve site yöneticileri için tasarlanan ücretsiz monitör programıdır. Sitenizi belirlediğiniz kelimelerde, ülkelere göre arama yaparak kaçıncı sırada olduğunu gösterir. Bir önceki sorgulamanızı da kaydederek sonraki sorgulamalarınızda yükselişte mi düşüşte mi olduğunuzu size bildirir.

Programda Google Türkiye’de yer alıyor. Dilerseniz sorgulamaları www.google.com.tr üzerinden yapabilirsiniz.

Free Monitor for Google is free web promotion software designed for search engine specialists and webmasters. With it, you can find position of your web site in Google Top for popular keywords and get more traffic from Google. Google Monitor will query Google and show you the position of your site by your target keywords and also how well your competitors are doing. It keeps statistics for several URLs and several lists of keywords. You can add notes.


http://hotfile.com/dl/33019640/cfa711f/googlemon.exe.html

İşletmelerde Stratejik Yönetim

Hayri Ülgen/ Kadri Mirze
ARIKAN BASIM YAYIM DAĞITIM

Stratejik Yönetim programı öğrencileri;
Uzman İşletme Stratejileri;
Uzun dönemde kurumsal yaşamın devam ettirilebilmesi,
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlanabilmesi,
Ortalamanın üzerinde getiri elde edilebilmesi amacına yönelik, stratejik yönetim teori, uygulama ve ölçümleme yekniklerini kapsayan;
650 sayfa
200 den fazla grafik ve tablo
Profesyonellerin görüşeri
Okuma parçaları
İş yaşamından örnek olaylar

Yönetme ve Yükselme Sanatı

Yazarı: THOMAS J. PETERS – ROBERT H. WATERMAN
Çeviren: SELAMİ SARGUT
Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

«İşin başından bu yana,» der Charles Perrow, «aydınlığın güçleriyle karanlığın güçleri, örgütsel çözümleme alanında kutuplaşmışlardır ve mücadele bir sonuca ulaşmadan sürüp gitmektedir.» İşte elinizdeki kitap, sürüp gitmekte olan bu savaşın güncel ve önde gelen saldırılarından birisidir ve aydınlığın güçleri adına yapılmıştır.
Peki nedir aydınlığın güçleriyle karanlığın güçleri? Bu güçleri neler temsil etmektedir? Yine Perrow’a göre, karanlığın güçleri örgüt kuramının Mekanik Okulu tarafından temsil edilmektedir. Bu okulun üyeleri, örgütlere sanki birer makineymişler gibi davranmaktadırlar. Yine bu okulun yaklaşımına göre, örgütler bazı özelliklere dayalı olarak tanımlanmaktadır:
(Kitabın Girişinden)