Pi Sembolü

Pisembolü, Yunan alfabesinin 16. harfidir. Bu harf, aynı zamanda, Yunancaçevre (çember) anlamına gelen “perimetier” kelimesinin de ilk harfidir.İsviçreli matematikçi Leonard Euler, 1737 yılında yayınladığı eserinde,daire çevresinin çapına oranı söz konusu olduğunda, bu sembolükullandı. Leonard Euler’den önce gelen bazı matematikçiler tarafındanda, bu sembol kullanılmıştır. Ancak, Leonard Euler’den sonra gelen, tümmatematikçiler bu sembolü benimseyip kullandılar. Ayrıca, doğallogaritmanın tabanı olan 2, 71828… sayısı için, L. Euler’in kullandığıe harfi, sembol olarak bütün matematikçiler tarafından kullanılmayabaşlanmış, benimsenmiştir. Gene, karekök içinde -1 imajineri için de,L. Euler ile birlikte i sembolü kullanılmaya başlanmış vegenelleşmiştir. İnsanoğlu; daire dediğimiz, kendine özgü düzgünyuvarlak şeklin farkına, tekerleğin icadından çok önceki tarihlerdevarmıştır. Bu şekli, diğer insan ve hayvanların gözbebekleri ilegökyüzündeki Güneş ve Ayda görüyordu. Derken, elindeki sopa ile, kumgibi düzgün yüzeylere daire çizdi. Sonra düşündü; bazı daireler küçük,bazıları ise büyük. Görüyordu ki (sezinliyordu ki), dairenin birucundan öteki ucuna olan uzaklığı (çapı), büyürse, çevresi de o kadarbüyüyordu.

Sonra genedüşündü, cilalı taş devri insanı, artık soyutlamasını yapmıştı.Dairenin; çevresinin uzunluğu ile çapının uzunluğu orantılıydı.Çevrenin çapa oranı, daireden daireye değişmiyor, sabit kalıyordu.Demek ki; bugünkü gösterim şekliyle, bu sabit orana dersek; Çevre/Çap =sabit. Şeklinde yazılabiliyordu. Bu oranın sabitliği anlaşıldıktansonra, sabit oran değerinin, sayı olarak belirlenmesi gerekiyordu. Pisayısına ait ilk bilgilerin Eski Mısırlılar’da mevcut olduğunugörüyoruz. Mısırlılar, yüzey ve hacım hesapları yaparken, sayısına aityaklaşık değer kullanmışlardır.
Eski Mısırlılar’dan kalma, bazıpapirüslerin, özellikle, Rhind Papirüsünün değerlendirilmesi sonucu,daire alanı için, bugünkü gösterim şekliyle :
A = [1-(1/9)]2 .R2 (1)
Formülünü kullandıkları anlaşılmaktadır. (Burada R yarı çapı göstermektedir.)
Bu formül, yarıçapı cinsinden düşünüldüğünde, bugünkü gösterim ve düşünce şekline göre :
.r2 = (8/9)2 .R2 (2)
Şeklinde yazılabilir. Burada, 1 birim yarıçaplı çember düşünerek, r ve R için bilinen değerleri yazarsak :
= 4.(8/9)2 = (16/9)2 (3)
Sonucu Elde edilir. Bu durumda; Eski Mısırlılar’ın, için, 4.(8/9)2 değerini kullanmış oldukları anlaşılmaktadır.
(3) değerini, ondalık kesir şeklinde düşündüğümüzde :
= 4.(8/9)2 = 4.(64/81) = 3,1604 (4)
Elde edilir. Fakat, için bazen kısaca 3 değeriyle de yetinildiği oluyordu.
Budurumda; bugünkü gösterim şekliyle düşünüldüğünde, Eski Mısırlıların,sayısı kavramını bildikleri ve değeri için 3,160 değeriniArchimides’ten 2700 yıl kadar önce kullanmış oldukları anlaşılmaktadır.
Buradaakla şöyle bir soru gelmektedir; Acaba, Eski Mısırlılar, sayısının budeğerini hangi düşünceler, ya da ihtiyaçlar sonucu eldeedebilmişlerdir? Bu sorunun cevabı hakkında kesin bir yargıya varmakçok güçtür. Ancak bazı hipotezler (varsayımlar) ileri sürülmektedir.Bunlar :
1) 9 birim değerine eşit bir çapla çizilmiş bir daireile 8 birim uzunluktaki bir karenin yüzölçümleri arasındaki pratik(amprik) karşılaştırmanın bu konuda esas olarak alınacağı farzedilmiştir.
Bugünkü notasyonla ; k bir katsayıyı, R daire çapını, a kare kenarını göstermek üzere yazılırsa ;
k.(R/2)2 .a2
yazılabilir. Buna göre a = 8 birim, R = 9 birim kabul edilirse, sayısını temsil eden değer :
k.(9/2)2 = 82
k = 82 .(2/9)2
k = 64.(4/81) ise k = (256/81) = 3,1604…
elde edilir.
Buhipotez doğru ise, Eski Mısırlılar bu sonuca nasıl varmışlardır? Bunun,meşhur “Bir daireye eşdeğer kare çizmek” problemi ile ne derece birilişkisi vardır? Bunu bilemiyoruz. Bunun hakkında kesin bir hükümvermek bugün için mümkün değildir.
2) Ayrıca şöyle bir varsayımda ileri sürülmüştür; sayısının değeri, M.Ö. 2800-2700 yıllarına ait,Gize Kasabası yakınlarındaki büyük Keops Piramidi’nin ölçülerine görede hesaplanabilmektedir.
Keops Piramidi üzerinde yapılanincelemeler, bu piramidin inşa edildiği tarihte, bugünkü ölçü birimii1e 232,805 metre kenarlı bir kare tabanı olduğu ve 148,208 metreyüksekliğinde bulunduğu izlenmiştir.
Tabanın Çevresi : (4×232,805) = 931,22 metre olacağından, bu çevrenin yükseklik değerinin iki katına bölünmesiyle :
(931,22)/(2×148,208) = 3,14159
Sayısı beş ondalıklı yakınlıkla, sayısının bilinen değerini vermektedir.
3)Başka bir araştırmada da; Keops Piramidinin tabanı olan karenin kenarı440 Eski Mısır kulacı, yüksekliği de, 280 kulaç değerini vermektedir.Bu sayılara göre : için :
(Taban Çevresi)/(yüksekliğin İki Katı)=(4×440)/(2×280)=22/7
Değerielde edilir. Bu değerin, ancak İskenderiye Okulu (M.Ö. III. yüzyıl)buluşları arasında ve Archimides değeri olarak gösterilmekte olduğuhatırlanırsa, gerçeğin nereden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.
Özetolarak belirtecek olursak; Eski Mısır mühendis ve mimarları, kutsalanıtları olan Büyük Keops Piramidi’nin inşaası sırasında, sayısınındeğerini biliyorlardı. Mühendislik hizmetlerinde; sayısının değerinimaharetle kullanmış oldukları sonucu elde edilmektedir.
Sonuçolarak denilebilir ki; Eski Mıısırlılar’ın, Anıt-Piramit yüksekliğiiçin; kare tabana, çevrece eşit bir dairenin çapını almak suretiyle,adeta mistik bir sayı olan irrasyorıel sayısına büyük önem vermeihtiyacını duydukları ve bu sayede (dolaylı yoldan) bilime hizmetettikleri görülmektedir.
sayısı üzerinde, Babilliler’in çok eskizamanlardan beri kullanılan yaklaşık bir bilgiye sahip olduklarıanlaşılmıştır. Genel olarak = 3 değerini kullanıyorlardı. Bazıtabletlerde nin yani = 3,125 değerine de rastlanılmıştır.
AydınSayılı, adı geçen eserinde, “Mezopatamyalılar’da, idealleştirilmişçemberlerle üçgenlerdeki geometrik münasebetler aracılığıyla,çözümlenen problemlerde teorikleştirilmiş ve soyutlaştırılmış bir durumaçıkça mevcuttur” der. Böyle problemlerde sonuç hesaplanırken için, 3değerinin kullanılmış olduğunu belirtir.
Bu değeri;Mezopotamyalılar takribi sonuçlar için kullanmaktaydılar. Daha iyiyaklaşık sonuçlar elde etmek istedikleri zaman = 3,125 değeriniuygularlardı.
Ancak nin, Mısırlılar’ınkinden ve SusaTabletlerinin gösterdiği değerden oldukça daha iyi bir değeri, İlk önceArchimides tarafından bulunmuştur.
Kaynaklar;Mezopotamyalılar’ın, yamuk alanı hesabı ile, silindir ve prizma hacimhesaplarını bildiklerini ve için de 3 değerini kullandıklarınıbelirtir. Fakat eski Babil çağına ait olup, Susa’da bulunmuş olantabletlerde için kabul edilen değerin yani 3,125 olduğu anlaşılmaktadır.
Kaynaklarsayısı için, ilk gerçek değerin, Archimides tarafından kullanıldığınıbelirtir. Archimides; sayısının değerini hesaplamak için bir yöntemvermiş ve değerini 3 tam 1/7 ile 3 tam 10/71 arasında tespit etmiştir.Bu iki kesrin ondalık sayı olarak karşılığı 3,142 ve 3,1408 dir. Bu ikideğer, sayısının, bugünkü bilinen gerçek değerine çok yakın olan birdeğerdir.
Ancak, Archimides’in gençlik yıllarında Mısır’daİskenderiye’de uzun bir süre öğrenim gördüğü bilinmekte. Bu öğrenimsırasında, Cona ve Erotostanes adlı iki samimi arkadaş edinmiş olur.
Mısırlılar’danEratostanes, devrinin büyük bir matematikçisi olup; Cona da,Archimedes’in saygısını kazanmış büyük ve deneyimli bir matematikçiolarak tanınmaktadır. Archimides’in fikri yapılarının temelinde bu ikimatematikçiye ait izlerin bulunduğunu belirtmek gerekir.
Bukonuda diğer bir gerçek de; Archimides’in sağlığında İskenderiye’deÖklid’den ders aldığı, Öklid’in de Eski Mısır ve Mezopotamya Babilyöresinde uzun yıllar dolaşan bir matematikçi olduğu, bilinen tarihibir gerçektir.
İskenderiyeli Tarihçi Herodot (Miladi birinciyüzyıl), metrika adlı eserinde sayısı için verdiği değer 3,58 tam 1/8dir. Bu değer, İskenderiyeli Heron’dan sonra gelen, eski Yunan veortaçağ matematikçileri tarafından farklı değerlerle kullanılmıştır.İskenderiyeli Heron’un verdiği yaklaşık değerin de, Mezopotamya menşeliolması ve Mezopotamyalılar’dan alınma takribi bir sonucu temsil etmesimuhtemeldir.
Nasıl bir sayısı? Örneğin : m ve n birer tam sayıolmak üzere, nin değeri m/n şeklinde yazılabilir mi? yani nin değerirasyonel bir sayı mıdır?
Başlangıcta, matematikçiler bu yöndeümitliydiler. nin bu kadar çok ondalık kısmının hesaplanmasınınnedenlerinden biri de, buydu herhalde. Matematikçiler bekliyorlardı ki,bir yerden sonra, basamaklar önceki değerlerini tekrar etsin, yanidevirli bir ondalık sayı halinde yazılabilsin. Ama bu olmadı, Sonunda,1761 yılında, İsviçre’li matematikçi Lambert, nin irrasyonel olduğunu,yani dairenin çevresi ile çapının bir ortak ölçüsü olmadığını ispatladı.
Pisayısına ait değerin, gittikçe daha fazla basamağını hesaplamatutkusunun yanısıra, matematikçilerin rüyalarına giren başka birproblemi de, daireyi kare yapma problemiydi. Bu uğraşıya, kendilerinikaptıranların önderi Anaksagoras’tır (M.Ö. 500-428) Bir ara Atina’da,zındıklıkla suçlanıp hapse atılan Anaksagoras, burada cansıkıntısından, daireyi kare yapmanın yollarını aramaya başlar.Kendisinin çözdüğünü sandığı, bazı yaklaşık sonuçlar elde edler. Dahasonra, Kilyos’lu Hippokrates (M.Ö. 5. yüzyıllın ikinci yarısı) ,aşağıdaki şekilde
taranmış ACBA alanının, AOB üçgenin alanına eşitolduğunu gösterir Buna benzer başka örnekler gösterir ki, bellieğrilerle sınırlanmış, bazı bölgelerin alanlarına eşit alanda karelerçizilebilir.
18. yüzyılın sonlarından başlayarak, dairenin kareyapılmasının imkansız olduğu fikri, matematikçilere hakim oldu. Bukuşku o kadar büyük ki, 1775 te, Paris Bilimler Akademisi, devr-i daimmakinesi projeleri, açıyı pergel ve cetvel kullanarak üç eşit parçayabölme yöntemlerinin yanısıra daireyi kare yapma yöntemlerini de, artıkinceleme kararı aldı.
1775 te Euler, 1794 te Legendra, nin belkide, cebirsel bir sayı olmadığına, üstel bir sayı olması gerektiğineilişkin inançlarını belirtirler. Fakat nin üstel olduğunun kanıtlanmasıiçin, 100 yıl beklendi. Sonunda, 1882 yılında, Alman matematikçiLindermann, nin üstel olduğunu ispatladı.
Aşağıda sayısının ilk1000 basamağı verilmiştir. Sonsuza uzanan bu yolculuktaki çok çok ufaksayılabilecek bu 1000 basamak bile sayısının muhteşem güzelliğinigözler önüne sermeye yetmiyor mu, ne dersiniz?
3,1415926535897932384626433832795028841971693993751058209749445923078164062862089986280348253421170679821480865132823066470938446095505822317253594081284811174502841027019385211055596446229489549303819644288109756659334461284756482337867831652712019091456485669234603486104543266482133936072602491412737245870066063155881748815209209628292540917153643678925903600113305305488204665213841469519415116094330572703657595919530921861173819326117931051185480744623799627495673518857527248912279381830119491298336733624406566430860213949463952247371907021798609437027705392171762931767523846748184676694051320005681271452635608277857713427577896091736371787214684409012249534301465495853710507922796892589235420199561121290219608640344181598136297747713099605187072113499999983729780499510597317328160963185950244594553469083026425223082533446850352619311881710100031378387528865875332083814206171776691473035982534904287554687311595628638823537875937519577818577805321712268066130019278766111959092164201989…
M.Ö. 2000 : Eski Mısırlılar = (16/9)2 = 3.1605 değerini kullanıyorlar.
M.Ö. 2000 : Mezopotamyalılar Babil devrinde = değerini kullanıyorlar.
M.Ö. 1200 : Çinliler = 3 değerini kullanıyorlar.
M.Ö. 550 : Kutsal Kitapta (I. Krallar 7 : 23) , = 3 anlamına geliyor.
M.Ô. 434 : Anaksagoras daireyi kare yapmaya girişir.
M.Ô. 300 : Yılları, Archimides < < olduğunu buluyor. Bundan başka yaklaşık olarak =211875/67441 kesrini de buluyor.
M.S. 200 : Yıllarında, Batlamyos = (377/120) = 3.14166 değerini kullanıyor.
M.S. 300 : Yılları, Çüng Hing = = 3.166 değerini kullanıyor.
M.S. 300 : Yılları, Vang Fau = (142/45) = 3.155 değerini kullanıyor.
M.S. 300 : Yılları, Liu Hui = (471/150) = 3.14 değerini kullanıyor.
M.S. 500 : Yılları, Zu Çung-Çi 3.1415926< < 3.1415927 olduğunu buluyor.
M.S. 600 : Yılları Hintli Aryabhatta = (62832/2000) = 3.1416 değerini kullanıyor.
M.S.620 : Hintli Brahmagupta = (m/10) değerini kullanıyor. Bazı kaynaklardada Brahmagupta’nın için değerini kullandığı belirtilir.
M.S. 1200 : İtalyan Fibonacci = 3.141818
M.S.1436 : Semankant Türkü Giyasüddin Cemşid el Kaşi, ‘yi 14 basamağa kadarelde ediyor. Bu değer bugünkü kabul edilen değere göre doğrudur.
.S. 1573 : Valentinus Otho = (355/113) = 3.1415929 olduğunu buluyor.
M.S. 1593 : Hollanda’lı Adriaen van Rooman ‘yi 15 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S.1596 : Hollandalı Lodolph ve Cevlen ‘yi 35 basamağa kadar hesaplıyor.(Bu nedenle Almanya’da sayısı, Lodolph sayısı diye de bilinir.)
M.S. 1705 : Abraham Sharp yi 72 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1706 : John Machin yi 100 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1719 : Fransız De Lagny yi 127 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1737 : Leonard Euler’in benimsemesiyle sembolü evrensellik kazanıyor.
M.S. 1761 : lsviçreli Johaun Heinrich Lambert nin irrasyonelliğini kanıtlıyor.
M.S. 1775 : İsviçre’li matematikçi, L. Euler nin üstel olabileceğine işaret ediyor.
M.S. 1794 : Fransız Adrien-Marie Legendre nin ve 2 nin irrasyonelliğini kanıtlıyor.
M.S. 1794 : Vega yi 140 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1844 : Avusturyalı Schulz von Strassnigtzky yi 200 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1855 : Richter yi 500 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1874 : lngiliz W. Shanks yi 707 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S. 1882 : Alman Ferdinan Lindemann nin üstel bir sayı olduğunu kanıtlıyor.
M.S. 1947 : İlk bilgisayar ENİAC yi 2035 basamağa kadar hesaplıyor.
M.S.1958 : F. Genuys tarafından, Chiffers I de yayınlanan makalede,sayısının değeri 10.000 nci ondalık basamağa kadar hesaplanmıştır.

Nefesinizi suda ne kadar tutabilirsiniz?

Sudanefesimizi ne kadar süreyle tutabiliriz? Suyun soğuk olması nefesimizietkiler mi? BBC Focus dergisi, bu ayki sayısında ılık suda nedennefesimizi daha uzun süre tutabildiğimizi açıklıyor.
Dergide yeralan habere göre, soğuk suya ani dalış nefes alıp vermemizihızlandırıyor ve ısınmamız için ekstra ısı üreten kalp daha fazlaçalışıyor. Bu da vücudunuzun oksijen ihtiyacını büyük oranda artırıyorve böylece soğuk suda nefesimizi tutma yeteneğimiz azalıyor.
Birinsan nefesini ılık suda 60 saniye tutabilirken, bu rakam 10 §§C’liksuda en fazla 20′ye düşüyor. Sakin kalmanıza yardımcı çeşitli zihinselteknikler sayesinde, soğuk suda uzun süre kalsanız da, soğuk şokununetkisini azaltabilirsiniz.
Soğuk şok tepkisi sadece birkaçdakika sürüyor. Bundan sonra, memelilerin dalış tepkisinin bir parçasıolarak kalp hızı normalin altına düşebiliyor. Bu etki gençlerde dahaçok kendini gösterir ve çok soğuk koşullarda 30 dakika ya da daha fazlasuyun altında kalıp hayata dönen birçok çocuk var.

Isı Nedir?

Isıbir enerji biçimidir . Bütün maddelerin içindeki atom ve moleküllerinsürekli hareketiyle ortaya çıkar. Atom ve moleküller ne kadar hızlıhareket ederse, madde ya da nesne de o kadar çok ısınır . Atom vemoleküllerin hareketi birkaç yoldan hızlandırılabilir . Bunlardan birikimyaşal tepkimedir .Örneğin bir yakıt yandığı zaman bir kimyasaltepkime gerçekleşir. Bir başka hızlandırıcı da sürtünmedir . İki cismibirbirine sürterek ısı üretilebilir. Isı ile sıcaklık aynı şey değildir. Bir nesnenin sıcaklığı, onun ne kadar soğuk ya da sıcak olduğudur .Sıcaklık termometre ile ölçülür . Isı ise sıcaklık farkı sonucunda birnesnenin bir başka nesneye aktardığı enerjidir . En çok kullanılan ısıölçü birimi kaloridir . Bir kalori, 1 gram suyun sıcaklığının 1 dereceyükseltilmesi için gerekli ısı miktarıdır . Buna gram-kalori de denir.Besinlerdeki enerji miktarı kilogram-kaloriyle ölçülür. Yani besininbir kalorisi dendiğinde 1.000 gram-kalori anlaşılır .

Akla zarar sorular ve yanıtları

Aylık popüler bilim dergisi Focus’un yayınladığı en merak edilen konular ve yanıtları..
merak edilen sorular
1-Açık havada yıldırımdan korunmak için en güvenli yer neresidir?
Açıkalanda uzun ve sivri isimler genellikle yıldırımın hedefi olurlar ancakbu kesin değildir. Bazı zamanlarda uzun bir ağacın çevresindeki düzalanlara da yıldırım düşebilir. Bir otomobil ya da kapalı metal biryapı yıldırım düşmesine karşı en güvenli yerdir. Farklı araziler (su vekaya, kaya ve toprak, ağaç ve yer) arasındaki sınırlardan uzak durun.Ayrıca, yıldırımın bir nesneden diğerine atlama özelliğinden dolayı,metal nesnelerden ve diğer insanlardan da en az beş metre uzak durun.

2-Neden tek yumurta ikizlerinin parmak izleri farklıdır?
Herne kadar tek yumurta ikizleri aynı DNA’ya sahip olsalar da hücre-hücreaynı değildir, dış görünüşünüzü genleriniz belirlemez. Parmakizlerifetüs ana rahminde gelişirken hormon seviyesindeki dalgalanmalar gibinedenlerden dolayı yarı rastlantısal biçimde belirlenir. Benzer biçimdederi üzerindeki çiller ve benler de rastgele oluşan mutasyonlardır vetek yumurta ikizleri arasında farklılık gösterir.
3-Ortalama insan boyu sürekili uzayacak mı?
Ortalamainsan boyu, çocukluk dönemindeki beslenme ve cinsel seçilim nedeniyle,en azından Batı dünyasında uzuyor. Ancak kadınların 183 cm’den uzunerkekleri daha çekici bulma eğilimlerinin devam etmeyeceği tahminediliyor, çünkü 188 cm. üzerindeki insanların, boyları nedeniyle sağlıkproblemlerine yatkınlıkları artıyor. Bunun nedeni de 203 cm’den dahauzun insanların kalpleri bedenin tamamına kan pompalamada zorlanıyor.
4-Neden ateşimiz yükseldiğinde üşürüz ve titreriz?
Ataşimizin yükselmesi, hipotalamusta bulunan bedenimizin içtermostadının sıcaklığının yükselmesi ile gerçekleşir. Fazla egzersizyaptığınızda ya da sıcak bir günde vücut sıcaklığınız yükselebilir amaiç termostatt a bir ısı değişimi olmaz, yaklaşık 36.8°C’de sabir kalır.Kendinizi sıcaklamış hissttiğinizde hipatolamus bunu terleyerek ya daderiye kan pompalayarak düzeltmeye çalışır. Tüm bunların yanındaateşlendiğinizde termostaddaki ısı da artar. Bu da beden sıcaklığımızın36.8°C’nin altına düştüğü anlamına gelir, siz de üşür ve beden ısınızıarttırmak için titrersiniz. Daha yüksek vücut ısısı akyuvar sayısınıarttırıp, bakterilerin tekrar oluşumunu yavaşlattığı için mikroplarlasavaşta yardımcı olabilir.
5-OK neyin kısaltılmasıdır?
Bununlailgili en popüler teori ‘all correct’in (herşey yolunda) kasıtlı olarak‘oll korreckt’ biçiminde yanlış yazılması ve buradan yapılan kısaltmaolduğu yönündedir. OK, gülünç olması için sözcüklerin yanlışyazılmasının moda olduğu 1840’larda Boston gazetelerinde popüler oldu.Bununla ilgili bir efsane de OK sözcüğünün New York’lu demokratlarınadayları Martin Van Burten’in takma adı olan Old Kinderhook’unkısaltılmasıyla bu sözcüğü kullandıkları yönündedir.
6-Neden ozon tabakasını, insan yapımı ozon gazıyla dolduramıyoruz?
Antarktikaüzerindeki ozon deliğinin kapladığı alan ABD’nin yüzölçümünden dahabüyüktür ve buranın tekrar doldurulması için on milyonlarca ton ozongerekir. Basitçe bu kadar büyük miktarda ozonu sadece gerekli olan yeretaşımak bile astronomik bir maliyette neden olur.
7-Sudan çıkınca el ve ayaklar neden buruşur?
Eğerhücrelerinizin sahip olduğundan daha az yoğunlukta ya da da az tuzçözeltisinin olduğu suya girerseniz, su osmos yöntemiyle abzorbe edilirve bu da derinizdeki hücrelerin şişmesine neden olur. Hücreler alttabakadaki dokulara bağlı olduklarından deri bu duruma uyumsağlayabilmek için buruşur.
8-Hıçkırık nedir?
Hıçkırıkdiyaframın istemsiz kasılması sonucunda oluşan ani hava girişi sonucuoluşur. Glotis (nefes borusunun ağız bölümü) aynı anda kapanır böyleceiçeride kalan havanın kapanan glotise çarpması ile de hıçkırıksırasındaki karakteristik ses meydana gelir.
9-Dünya’nın yuvarlak olduğunu kanıtlamanın kolay bir yolu var mı?
Evet, seyahet edin. Dünya yüzeyi kavisli oldğu için farklı takım yıldızlarının ortaya çıktığını farkedeceksiniz.
10-Su dışında balık tutulabilir mi?
Evet. Bazı balık türleri su dışında nefes alabilir ve sürünebilir. Ayrıca yakşalık 50 tür balık uçabilir.
11-Neden deniz havası insan için iyidir?
Denizhavası, özel olarak insanlar için iyi değildir. Viktorya Çağıİngilteresi’nde belki de dönemin kentlerindeki kirli havaylakarşılaştırılarak, sahil kenarlarındaki mesire alanları temiz havasınedeniyle ün kazandı. Deniz kenarlarının ‘sağlıklı’ kokusunun nedenikıyı kenarında yaşayan bakteriler tarafından oluşturulan kimyasalmaddelerin az yoğunluktaki varlığıdır. Son dönemlerde yapılan biraraştırma, deniz tuzunun, denizdeki egzos dumanıyla kimyasal tepkimeyegirerek limanlardaki hava kirliliğini daha da arttırdığını ortayakoyuyor.
12-Bitkiler yaşlılık nedeniyle ölür mü?
Uygunşartlar altında bazı bitkiler sonsuza dek yaşayabilir. Ölüm nedenleridış şartlarda oluşan değişimlerdir. Ancak yıllık bitkiler tohumverdikten sonra ölürler.
13-Sakızı yuttuğumuzda içimizde yıllarca kalır mı?
Hayır.Sakızın sindirimi zordur ama sindirim sisteminden kurtulmayıbaşarabilecek mucizevi özellikleri yoktur. Genellikle sindirilme süresiüç gündür.
14-Fobilerin nedeni nedir?
İnsanlarınyaklaşık yüzde onu fobilerden müzdariptir. Bazılarında travmatik birolay tetikleyici olabilirken bazı fobiler fiziksel problemlerle ilgiliolabilir. Yapılan araştırmalar bazı basit fobilerin genetik olduğunubazılarınınsa kültürel geçmişe dayandığını gösteriyor. Örneğin, örümcekkorkusu Ortaçağ’dan miras kalmış olabilir. Büyük veba salgını sırasındakurbanların boşaltıkları evlerinde ağlarını kuran örümcekler nedeniyle,bu hayvanlar ile veba arasında bir ilişki kurulduğu tahmin ediliyor.
15-Erkeklerde selülit olur mu?
Evet.Portakal kabuğu görünümlü deri sorunu yalnızca kadınların derdi değil.Erkeklerde de selülit olabilir ancak genellikle boyun ve karınçevresinde.
16-Bakteriler diğer bakterileri yakalar mı?
Evet. Bakteriler, diğer koloniledeki bakterilere saldırabilir.
17-Neden arka koltukta daha çok araç tutması yaşanır?
Bununmuhtemel cevabı, arka koltukta yeteri kadar iyi görüş açısınınolmamasıdır. Araç tutması, iç kulakta hareket algılanırken, gözlerdensabit olduğunuz bilgisinin gelmesi nedeniyle yaşanır.
18-Yalnızca su ve vitaminle yaşayabilir miyiz?
Hayır.Vitamin ve minareller kadar enerji üretmek ve hücrelerin kendileriniyenileyebilmesi için karbonhitrat, yağ ve proteine de gereksinimduyarız.
19-Sıcak içecekler insanı üşütür mü?
Evet.Sıcak içecekler bedeni olduğundan daha sıcak hissetmesine neden olur.Bu nedenle terlenir ve bu da vücut ısısının düşmesine neden olur.
20-Ay olmasaydı ne olurdu?
Enönemli etki (ayışığının eksikliği dışında elbette) gel-gitlerdeolacaktı. Yalnızca Güneş’in kütleçekim kuvvetiyle, gel-gitlerin üst vealt seviyesinde dramatik düşüşler olacaktır. Bu da Dünya’nın hızındayüzyılda yaklaşık 0.002 saniyelik bir yavaşlamaya neden olur. Bununuzun dönemdeki etkileri çok daha ciddi olur. Mevsimler Dünya’nınyörüngesindeki 23.5°lik eğikliğe bağlıdır. Ay’ın görece olarak muazzamkütle çekimi olmadan yörüngedeki eğiklik sabitliğini yitirecek, diğergezegenlerin kütle çekimi bu açıda büyük değişikliklere nedenolacaktır. Ama bu çok kısa zamanda gerçekleşmeyecek. Örneğin Mars’ınetkisiyle açının 60° değişmesi bir milyon yıldan fazla zaman alacaktır.

Arılar dumandan neden kaçarlar?

Arıcıların kullandığı duman bal arılarını nasıl bir arada tutuyor?BBC Focus dergisinde yer alan haber, bunu detaylı bir şekilde açıklıyor.
Balarıları alarm durumuna geçtiklerinde keskin kokulu feromon (İnsan vehayvanlarda davranışları düzenleyen ektohormon tipi) yayıyorlar. Balarılarında alarm feromonunun esas bileşeni iso-pentyl acetate’dir. Bumadde kraliçe arıda bulunmuyor. İso-pentyl acetate, 2-heptanone adlıbir başka kimyasal madde tarafından da destekleniyor. Bu madde işçiarıların mandibular bezlerinde bulunuyor. Bu bileşenler diğer arılardaalarm yanıtını harekete geçiriyor, böylece tüm arılar alarm durumageçiyor ve davetsiz misafir olarak görünen her şeye karşı saldırmayahazırdırlar.
Duman arıların koku duyusuyla çatışıyor, bundandolayı arılar feromonların düşük konsantrasyonlarını uzun süresaptayamıyorlar. Bu nedenle de saldırmıyorlar ve kaçışmıyorlar.
Güçlüçiçek kokusu benzer bir etki yapıyor, ancak profesyonel arıcılar,genellikle dumanı tercih ediyor, çünkü dumanla ilgili deneyimleri dahafazla ve aynı zamanda duman daha ucuz. Dumanın etkisi bir süre sonratersine çevriliyor. Arıların anteninin yanıt vermesi 10-20 dakikaiçinde derece derece azalıyor.

Overclock Nedir? Ne işe Yarar? Nasıl yapılır?

Overclock Türkçede tam karşılığını birebir bulamasada en uygun “hızaşımı-hız aşırtma”gibi terimlerle ifade edilmektedir.Biz kısacaoverclock’a bir işlemciyi normal çalışma frekansının daha üstünde birfrekansda çalışmaya zorlamak diyebiliriz.
Bu ne demektir?Diyelimki elimizde P4 3000 mhz bir işlemcimiz var biz bunu 3200 mhz deçalışmaya zorlar ve başarılı olursak overclock yapmış oluruz.
Pekibunu nasıl yaparız?. Her işlemcinin bir iç frekansı vardır.Front sidebus denilen (kısaca fsb) Türkçe olarak önyüz veri yolu diyebileceğimizmhz cinsinden bir çalışma frekansı var ve bunun yanında her işlemcininbir çarpan kat sayısı vardır (x9 , x10, x15 gibi) ve bu çarpan ile fsbhızını çarptığımızda işlemcinin asıl mhz ini bulmuş oluyoruz.Örnekolarak P4 3.0 ghz için bu değer fsb 200×15 olduğundan 3000 mhz dir.
Şimdi önümüzde toplam mhz i arttırmak için 2 yol bulunduğunu öğrendik.

Birinci yol Fsb hızını arttırmak,
İkinciyol çarpan kat sayısını arttırmak suretiyle toplam mhz iarttırmaktır.Şimdi biz bu iki değerden fsb yada çarpan hangisiniarttırırsak arttıralım elde ettiğimiz mhz değeri yükselecektir.Yanioverclock yapmış olacağız.Malesef intel işlemcilerin genellikleçarpanları kilitli olduğu için bu değerle oynama yapılamıyor ve buyüzden iş sadece fsb hızını artırmaya kalıyor.Amd işlemcilerde durumdaha farklı, çoğunlukla çarpanları açık oluyor yada bazı yöntemlerlekilitli olsalar bile açılabiliyorlar.Bu durumda her iki değerledeoynama imkanı doğduğu için daha esnek overclock imkanımız olabiliyoramd işlemcilerde.Aslında şunuda unutmamakta fayda var.Her ne kadarçarpanlarla oynama çeşitliliğimiz olsa bile overclockta en yüksekperformansın fsb hızını arttırmakla elde edilebileceğiniunutmayın.Nedeni ise yüksek fsb hızlarında buna bağlı olarak,bellekdenetleyicisi, depolama aygıtları denetleyicileri ve AGP/PCI saathızları da artar.Tabi AGP/PCI saat hızları yüksek overclocklarda sorunçıkarabildiği için stabilite için modern anakartlara bu hızı sabitlemeözelliği ilave edilmiştir.
Şimdi adım adım overclock yapmaya başlayalım.
Öncelikleşunu belirtmeliyim ki overclock için en önce boardumuzun bu işeelverişli olarak üretilmiş olması gerekmektedir.Yani overclock içinneler gerekiyorsa her özelliğin mevcut olması gerekiyor.Bu özellikleriaşağıdaki resimlerlede göreceksiniz.Overclock’a niyetlendiysenizöncelikle uygun bir board edinmelisiniz yoksa overclock için doğrudüzgün özellik sunmayan anakartlarla bu işe koyulmak boşuna uğraş vemoral bozukluğu olacaktır.Tabi iş sadece board ile bitmiyor.Overclockiçin buna yatkın birde işlemci bulmamız gerekiyor.Bu iş öylesine ilginçki her işlemcinin overclock perfromansı aynı olmuyor.Üretimtarihleri,üretim yerleri,kodları bir işlemcinin overclock performansınıdeğiştirebiliyor hatta öyleki bazen aynı üretim yer tarih ve kodlarınasahip iki işlemcide bile aynı overclock değerlerineulaşamayabiliyorsunuz.Yani bu iş öncelikle şans işi tabi ama önceoverclock forumlarında hangi cpu ve kodların overclocka daha yatkınolduğuna dair bilgi edinmekte ve işlemci seçiminide ona göre yapmaktafayda var.
İşlemcimizide seçtikten sonra iş tabiki yinebitmiyor;sırada ram var.Eğer stabil bir overclock yapmak ve maximumperformans almak istiyorsak ramlerimizin kaliteli ve cas gecikmesinin(cl2-cl2,5-cl3 gibi.düşük değer daha iyi) mümkün olan en düşükdeğerlerde olması gerekiyor.
Buna ilaveten overclock yapılanparçaların enerji ihtiyaçları artacağından mutlaka kaliteli ve en az400 watt lık bir powersupply ımızın olması gerekiyor.
Tabi sonolarak en önemli konu soğutma.Overclock edilen sistemimiz daha fazlaısınacağı için (en başta cpu) çok daha iyi bir soğutmaya sahip olmamızgerekiyor.
Aslına bakarsak overclock işi oldukça pahalı ve risklibir hadisedir.Farkındaysanız sözünü ettiğim tüm enstrümanlarnormallerinden daha pahalı olan şeyler.Her şeyin iyisini almakdurumunda olduğumuzdan bu iş haliyle pahalıya gelecektir.(Tabi bazenumulmadık uygun fiyatlı ürünlerede denk gelerek ucuza mal etmek demümkün) Elbette pahalı donanımlarımızın zarar görme riskide vardır herzaman için.

Canavar bitki bulundu!!!

Bitkiler dünyasının son keşfi olarak öne çıkan, bitkiden çok kocamanbir ağıza benzeyen bu dev bitki, fareleri yemesiyle biliniyor.
1986 yılında beyazperdede yankı bulmuş ‘Little Shop of Horrors’filmindeki  ‘Audrey’ isimli bitkiyi anımsatan bu tuhaf ot,Filipinler’deki Victoria Dağı’nın eteklerinde bulunmuş.

Araştırmayı yapan bilim adamı Stewart McPherson, “Sadece böceklerideğil fareleri de kolaylıkla mideye indiren bir bitki bu” şeklindekonuşuyor.
Bugüne kadar keşfedilmemiş olmasının ilginç olduğunu söyleyenMcPherson, “Sindirim enzimleriyle yapraklarını açıp fareleri yemeyibaşaran bu canlı, yeşil ve kırmızı renkte. Yaklaşık 1 metre 20 santimboylarında” açıklamasında bulunuyor.
Bitkiye, doğanın güzelliklerini tanıtmayı kendine öncü edinmiş bilim adamı Sir David ‘in ismi verildi.

Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir?

Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmedenayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gizepiramitlerinden Keops piramitidir.
Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanınbaşka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıcaen çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “MısırPiramitleri” olarak anılmaktadırlar.
Dünyadaki Önemli Piramitler:

  • Keops Piramidi (145,75 metre)
  • Mikerinos Piramidi(66,5 metre)
  • Kefren Piramidi (143,56 metre)
  • Sakkara Piramidi (63,17 metre)
  • Maldum Snefru Piramidi (93,26 m)
  • Dahahur Bent Piramidi (104,85 m)
  • Dahahur Snefru P. (103,95 metre)
  • Sakkara Pepi II P. (52,555 metre)
  • Uxmal Tapınağı (Meksika)
  • Teotehuacan (Meksika)
  • Tiahuanaco (Bolivya)
  • Dohan Tapınağı (Çin Halk Cumhuriyeti)

Piramit Nedir?
Tabanı kare şeklinde olup köşelerin tepede tek bir noktadabirleşmesiyle oluşan geometrik şekildir. Dört eşit büyüklükte üçgenyüzeye sahip olan piramitler, inşa edildiklerinde mühendislik açısındanson derece sağlam bir yapı sergilemektedirler.
Piramitlerin Tarihçesi
Piramitlerinfiravunun mumyası ile onun değerli hazinelerini ve dönemin eşsiz sanateserlerini saklamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Fakat bugünekadar hiçbirisinin içerisinde herhangi bir mumyaya veya hazineyerastlanmamıştır. Dünyanın ilk inşa edilen piramidi Sakkara’da olupyapımı M.Ö 2620 yılında tamamlanmıştır. İlk örnekleri basamaklı yapıdaolan piramitlerin birçoğu tamamlanamamış veya yapım aşamasındayıkılmıştır. Bunun ilk örneği M.Ö 2570 yılında yapımına başlanan Meidumpiramidi olup, sekizinci basamak yapılmak istenirken yıkılmıştır.
Piramitleri inşa edenler bundan ders çıkararak daha yüksekpiramitler yapabilmek için tabanı mümkün olduğunca geniş tutarakeşkenar bir geometri kullanmanın gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Nilnehri yakınlarındaki Dahahur bölgesinde M.Ö 2570 yılında inşasınabaşlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik bölümü tamamlandıktan sonradaha önceki tecrübeler baz alınarak eğim açısı düşürülmüş veyükseltilmeye devam edilmiştir. Bu yöntemle M.Ö 2565 yılında başarıylatamamlanan Bent piramidi çok daha rijit bir yapıya kavuşurken, eşsizbir görünüme de sahip olmuştur. Bu tarihten sonra yapılan tümpiramitler daha küçük sabit bir açı ile yükseltilerek inşa edilmiştir.
Piramitleri Kimler İnşa Etti?
Önceleri piramitlerin Mısırlı köleler tarafından yapıldığıdüşünülmekteyken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı birçukura düşer ve bu çukur gizemli bir mahzene açılır. Burası piramityapımında çalışan işçilerin ustabaşı olan kişinin mezarıdır. Kubbelimezar olarak da bilinen mekan, duvarları işlemeli ve ihtişamlı biryapıya sahiptir. Böylesine güzel bir mezarın işçi sınıfındaki birisineyapılması, çalışanların esir olmadığının göstergesiydi. İşçilergündüzleri çalışıyor ve geceleri buradaki köylerde bulunan evlerinegidiyordu. Daha sonra bu bölgede yapılan kazılarda 250’den fazla farklımezar daha bulunmuştur. Ustabaşının çevresindeki mezarlar seçkinişçilerin mezarlarıyken normal işçiler biraz daha uzakta toplu haldebulunmaktaydı.
Ölen herkes için bir mezar yapılmakta olduğu anlaşılan bölgedekikazılarda mezarların girişlerinde işçilerin statülerini gösterenhiyeroglif yazılar bulundu. Bu yazılarda “mezar inşaatı denetçisi”,“mezar inşaatı yöneticisi” gibi ibareler yazmaktaydı. Ayrıca bumezarlarda işçilerin minyatür heykelleri ve sanat eserleri de yeralmaktaydı.
Yaklaşık200.000 işçinin çalıştığı bölgedeki iskeletler incelendiğinde omurganıninanılmaz bir yüke maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Omurgaya binen aşırıyük buradaki taş taşıma işleminin güçlüğüne işaret etmekteydi. Bu kadarözveri ve emekle ortaya çıkan piramitlerin yapımı için binlerce işçi bubölgedeki şehirlerde yaşamaktaydı. Yapılan kazılarda evler, fırınlar,çömlekler gibi birçok tarihi eser bulunurken duvarlardakihiyerogliflerde nasıl ekmek yapıldığı ve içecek hazırlandığı gibidetaylar resmedildiğinden dönemin şehir yaşamı hakkında fikir edinmekde mümkün olmuştur.
Gize piramitlerinde 15 milyondan fazla kireç taşı kullanıldı. Butaşlar piramitlerden 300 metre uzaktaki bir taş ocağından çıkartılmışve yine burada kesilip işlenerek hazır hale getirilmiştir. Kazılarda bubölgede taşların kesilmesi için gerekli olan oluklu platformlarbulunarak etrafı kazılmaya devam edilmiş ve dev bir taş ocağının enkazıortaya çıkartılmıştır. Taş ocağından çıkartılan taş miktarıpiramitlerde kullanılan miktarla örtüşmekteydi. Ayrıca piramitlerinyapımında kullanılan taş rampalar kil ve kireç taşı tozununkarışımından oluşan bir çamurla sıvanmıştı. Bu yöntem çok dayanıklı vesert bir yapı oluştururken, ufak bir keski darbesiyle de kolaycakoparak çözülebilmekteydi. Taş ocağı bulunduğunda içi bu rampanınenkazı ile doluydu.
1954yılında Keops piramidinin güney ucunda bir kubbe bulundu ve kalıntılarincelendiğinde burada bir geminin yatmakta olduğu anlaşıldı. Bu gemi,Mısır Firavunu Keops’un gemisiydi ve 13 sene süren yoğun çalışmanınürünü olarak tüm parçalar birleştirilerek müzede sergilenmeye başlandı.Yılda 300.000 kişinin ziyaret ettiği müzede tamamı sedir ağacındanyapılmış dünyanın en eski gemisi gururla sergilenmektedir. Dahasonraları benzer şekilde diğer firavunlar için yapılmış bir kardeş gemidaha bulundu fakat bu gemi zarar görmemesi ve tarihi değerinikaybetmemesi için bulunduğu odadan çıkarılmadı.
Firavunların mumyaları bir mağara içerisindeki gizli bir mezarlıktabulunmuştur. O dönemin mumyalama tekniği sayesinde binlerce yıl sonrabile hala yüzleri tanınabilir şekilde kalan 40 kadar mumyaçıkartılmıştır. Mumyalama işleminin nasıl yapıldığı bu mezarlıktaduvarlara çizilen hiyerogliflerden anlaşılmaktadır. Sadece karınbölgesine bir elin girebileceği kadar açılan ufak kesikten bütünorganların çıkarıldığı ve içinin özel baharatlar ve yağlarla sıvanarakdoldurulduğu gösterilmekteydi. O dönemin insanları öldükten sonratekrar dirileceğini düşünüyordu ve tüm parasını mumyalama işlemi için saklıyordu. Çünkü dirildikten sonra bedenlerine ihtiyaçları olacaktı.Bu nedenle bir kişi ne kadar zenginse öldükten sonra o kadar iyikorunacak demekti. Çok pahalı olan mumyalama işlemi sadece önemlikişilere ve zenginlere yapılırken, yoksul insanlar toplu mezarlaragömülmekteydi.
Piramitler Nasıl İnşa Edildi?
İnşaedilen en önemli piramitler Gize Piramitleri’dir ve Mikerinos, Kefrenve Keops ismindeki üç pramitten oluşur. Gize Platosu’nda bulunan bupiramitlerin en büyüğü ve en gizemli olanı Keops piramididir.
Keops piramidi 20 yıl içinde 150 metre yüksekliğe kadar kaldırılanher biri 2.5 ton ağırlığındaki 2.300.000 adet kireç taşı kullanılarakinşa edilmiştir. Toplam ağırlığı 5.5 milyon ton olan bu taşların busüre zarfında dizilebilmesi için her iki buçuk dakikada bir taşınyerine oturtulmuş olması gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde bupiramidin en anlaşılmaz yönlerinden biri nasıl inşa edildiğidir.
Hayranlık verici bir orantıya sahip olan yapı, gizemini taşların suskunluğuna bırakmıştır. 51°51’ 14” eğimle dizilen bu taşlarda hassasiyetin binde bir oranında bileşaşması durumunda piramit en tepede düzgün birleşemezdi. Günümüzde butarz ufak hatalar en seçkin yapılarda bile makul bir tolerans olarakgörülmektedir. Ama bundan 4500 yıl önce inşa edilen piramitlerde tepenoktası kusursuzca birleştirilmiştir.

Milyonlarcataş nasıl olup da 140 metreyi aşan yüksekliklere kaldırılabilmiştir?Bunun için taş bloklardan yapılma büyük rampalar kullanılmıştır. Burampa piramitin yakınına kurulmuş olan taş ocağından başlayarakpiramite kadar devam eden ve düzenli olarak kesintisiz taş taşınmasınısağlayan bir yapıda inşa edilmiştir. Aksi halde asla gerçekleştirilensüre içerisinde işi tamamlamak mümkün olmazdı. Fakat bu rampa piramithacminin %65’i tamamlandıktan sonra 43 metre yüksekliğe ulaşır ve bunoktradan sonra ne kadar etkili olduğu tartışma konusudur. Çünküpiramidin tamamını bu rampa vasıtasıyla yapmak için 43 metreden 140metreye ulaşmak gerekeceğinden, bunun için piramidin toplam hacmininiki katı kadar daha taşa gerek olacaktı. Bu nedenle bu seviyeden sonrapiramidin inşasına içeriden devam edilmiştir.
Piramitiki aşamada inşa edilmektedir. Birisi piramidin inşası diğeri ise kralodasının inşasıdır. Kral odası piramit tabanından 43 metre yukarıdabulunmakta olup içerisinde dış ortama açılan hava kanallarınınbulunması ve tavanında 60 tonu aşan düz bloklarının kullanılmış olmasıaçısından hayranlık uyandırıcıdır. Tanesi 15 ton olan bu taş bloklarınnasıl taşındığı ise, kralın odasına giden geniş yolda(büyük galeri)gizlidir. Burada karşı ağırlık mekanizmasıyla çalışan bir sistembulunmaktaydı ve halatlarla birleştirilmiş olan bu terazi mekanizmasısayesinde bloklar istenilen yüksekliğe rahatlıkla kaldırılırdı.
Taşlar istenen yüksekliğe kaldırıldıktan sonra koyulması gerekenyere götürülmek üzere 10 kişilik insan grupları tarafından piramidinkenarlarındaki tüneller içerisinde çekilirdi. Eğer bir köşe dönüleceksepiramidin açık tünel uçlarında resimde gösterilen biçimde yine birterazi sistemiyle kaldırılarak yön verilir ve diğer yöne gidecek rayaoturtulurdu. Daha sonra bu tünelde de 10 kişilik grup tarafındangereken yere kadar çekilerek götürülürdü. Taşlar çekilirken oluşansürtünme kuvvetini azaltmak içinse, çamur ve su kullanılırdı.
Piramit yüzeyi önceleri şu an olduğu gibi basamaklı bir yapıdadeğildi. Keops piramidi 45 asırlık varolma sürecinde üstten 10 metrekadar aşınmıştır. Yüzeyin üçgen şeklindeki basamak araları özel birkireçtaşı çamuruyla kaplanarak doldurulur ve pürüzsüz, parlak birgörünüm alırdı. Özellikle son 20 senede piramitler geçtiğimiz 400seneden daha fazla hasar görmüştür. Gerek güneş ışınları gerekse iklimşartları gibi etmenler piramitlerin varlığını her geçen gün daha fazlatehtid etmektedir.
Piramitlerin Gizemi Nedir?
İngiliz matematikçi ve astronomist olan John Taylor birtakım çalışmalaryapmış ve elde ettiği sonuçlar Howard Vyse tarafından analizedilmiştir. Bunlardan bazıları;
- Keops piramidinin taban alanı dünyayı yataydan ikiye böldüğümüzdeortaya çıkan kesit alanı gibi düşünülürse ve piramidin tabanı dünyanınyarıçapı üzerine oturtulsa, yüksekliği tam kutup noktasına denkgelirdi. Yani burada kusursuz bir oran mevcuttur.
-Keops piramidinin taban çevresini yüksekliğinin iki katına bölündüğünde tam olarak pi=3,1416 sayısı elde edilmektedir.
- Keops ve Kefren piramitleri doğu-batı ve kuzey-güney sınırlarınaöyle kusursuz yerleştirilmiştirler ki, o günün koşulları düşünüldüğündehayret verici bir durum olarak görülmektedir.
- Keops piramidinin üçgen şeklindeki dört yüzeyinin toplam alanı, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.
- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı tam olarak dünya ile güneş arasındaki mesafeyi(149.504.000km) vermektedir.
- Piramitler bir güneş saati olarak işlev görmektedirler.piramitlerin Ekim ayı ortasında ve Mart ayının başlangıcında yredüşürdüğü gölgeler, mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterir.
- Keops piramidiyle dünyanın merkezi arasındaki mesafe, Kuzey kutbuyla arasındaki mesafeye eşittir.
Bilimsel olarak kanıtlanmamış bazı rivayetler ise şunlardır;
- Piramitlerin üzerinden geçen meridyen, karaları ve denizleri iki eşit parçaya bölmektedir.
- Piramit hangi firavunun adına yapıldıysa, kralın odasına yıldasadece iki kez güneş girmektedir. Bunlar kralın doğduğu ve öldüğügünlerdir.
- Piramitlerin içerisinde radar gibi aletler çalışmamaktadır.
- Piramit içerisinde bırakılmış kirli bir su, birkaç gün içerisinde arıtılmış hale gelmektedir.
- Piramitin içerisine bırakılan süt birkaç gün bozulmadankalabilirken, beklenmeye devam edilmesi durumunda yoğurt halinegelmektedir.
- Piramit içerisine koyulan bir bitki hiç ışık almasa da normale göre daha hızlı büyümektedir.
- Açık bir yara, piramit içerisinde çok daha çabuk bir şekilde iyileşmektedir.
- Piramitlerin içi yazın serin, kışın ise ılık olur.
- Gize Platosu’ndan geçen boylam, denizlerle karaları iki eşit parçaya böler.
Sfenks Heykeli
Gizepiramitlerinden Kefren piramidini koruması için yapılmış olan dev birköpek heykelidir. 70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olanSfenks, çakal kafalı tanrı Anubis’in heykelidir. M.Ö 2520 yılındayapılmış olan heykel tarih boyunca Nil nehrine bakarak, nehir yoluylagelenleri karşılamaktadır.
Sfenks heykeline Mısır’ı işgal eden Hiksos’lar tarafından büyükzarar verilmiştir. Daha sonra ülkede düzenin sağlanmasıyla beraberdönemin kralı tarafından yüz kısmı değiştirilerek firavunun(MısırKralı) sureti yaptırılmıştır.