Yeni doğmuş bebeğin günlüğü

2. gün meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, tık yok, süt başka yerde mi? neyse biraz daha emdim geldi, fazla abanınca meme sahibi kişilik bağırdı, ne bağrıyosun açım ben! çok yalnızım be sözlük. hayır bişi değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim arkamdaydı en azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa! uykum geldi yine. zzzzz!

3. gün memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu iki meme. iyi ki varsınız.

4. gün bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka biryerlere gittik galiba. memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri geliyor nasılsa. s.çmak da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.

5. gün bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. dikkat ettim de her yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. dikkatimi çeken bir noktada şu ki, amma koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum şerefsizim, pat o yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.

6. gün avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birşey, maalesef farkettiler, herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi mi? bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt içeyim en iyisi. hayır içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne güzel, şimdi em allah em, bak yine aklıma geldi, şerefsizler kesti hortumu yaa.

7. gün bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. yine uykum geldi.

8. gün biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık. kaka yapma işini de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. naapayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. kaka yaparken başka birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.

9. gün çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. bu süt her derde devaymış, bugün bunu gördüm.

10. gün sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be, tam alışıyordum yine dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş. bu arada memelerin arasından dün gördüğüm lavuk gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım hayırlısı.

11. gün al işte, başladı yine bir arıza. sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, binbir şekile giriyorum çıkaracağım diye. sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.

12. gün bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben de. uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. sonra bir saldım ki evlere şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum

13. gün annemin suratına s.çtım. tamam utandım biraz da insan bebeği g.tünden öper mi yaa. ayıp oldu di mi? naapıyım abi, neyse fazla kızmadı herhalde.

14. gün anneme kırmızı renkli birşeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı oluyor sanki, böyle tadı da hoşuma gidiyor, şu memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.

15. gün topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum, kızgınlığım geçiyor, ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar, şu memelere karşı biraz daha dikbaşlı durabilsem.

16. gün şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım anda yaygarayı basayım ben. bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyo hala. sonradan öğrendim kuzenmiş, neyse yazdım kenara intikam alınacak.

17. gün etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi kavrayabiliyorum ancak. bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin değilim, sallıyorum öyle, zevkli birşey. yüze ve gözlere dikkat etmem lazım ama, tırnaklar tehlikeli. diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik tam gözün altını yine.

18. gün elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de yapmıyor. sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar. aslında hala çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkanım olmaz mı acaba?

19. gun nihayet o adamin neden eve sadece ak$amlari geldigini anladim megerse bana ve anneme bakmak icin gunduz cali$iyomu$.. aferin gozume girdi $imdi bak!..

20. gün tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık. ona da ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır diye saldırdım ama vermedi. bir ara meme açıkken kıstırdım ama emme olayından bir randıman alabilmiş değilim, meme yüzeyi bayağı bir farklı

Geleceğin meslekleri

2006 ve izleyen yıllarda aç kalmak istemiyorsanız, hazırlamış olduğum, geleceğin gözde meslekleri listeme bir göz atmanız menfaatiniz icabıdır.

Sütyen Mühendisliği: 2006 yılının en gözde mesleği olmaya aday meslek “sütyen mühendisliği” diyebiliriz. Çin’de okulunun açıldığını duyduğumuz bu yeni meslek, hiç şüphesiz, bu mesleği tercih edenlere bol para kazandıracak. Bu mesleği icat edenlerin hareket noktası elbette ki, hiçbir kadının göğüslerinden memnun olmamasıdır. Iri olanlar “niye bu kadar iri” diye, ve küçük olanlar da “niye bu kadar küçük” diye sürekli mızmızlandıklarından “sütyen mühendisleri” bu işten çok ekmek yiyecektir.

Popobilimciliği: Iri popolu kadınların, yeni bir istihdam alanı yaratacakları kimin aklına gelirdi, değil mi dostlar. Inanmıyorsanız, gazete haberine bakın: “Iskoç bilim adamları, bazı giysilerin kadınların kalçalarını neden daha iri gösterdiğini araştıracaklar.” Iskoçlu kardeşlerimizin uyanıklığı hiç su götürmez. Iri popolu kadınların popoları iri görünür deyip kestirip atmak varken, sanki bunun nedeni giyilen giysilermiş gibi yapıp, cukkayı doldurmanın alt yapısını hazırlamış bulunmaktalar. Araştırma bir kere başlasın bak ne paralar götürecek bunlar. Yok laboratuvar, yok mikroskop, yok masaüstü bilgisayar, yok bilmem ne, bütçenin aslan payını bunlar halleder. Tabi ki, biz bu uyanıklığı takdir ediyoruz, önemli olan istihdam yaratılsın, kazanç sağlansın. Gelelim diğer mesleklere…

Fiyatlandırma Uzmanlığı: Fiyatlandırma uzmanları yeni ürünlerin piyasaya çıkmadan önce gerçek fiyatlarını belirlemek için ön çalışmalar yapıyor… diyeceğimi sanıyorsanız çok aldanıyorsunuz. Fiyat uzmanının işi, ürünün maliyetini hesaplayıp gerçek fiyatını tespit etmek değil, halka okutabileceği fiyatı tespit etmektir.

Sermaye Piyasası Uzmanı: Değerli arkadaşlar, diyelim ki, siz bir ülkenin parsel parsel satılarak kurtulacağına inananlardansınız, ancak bu fikrinizi kamuoyuna ilan etmekten de çekiniyorsunuz. Çünkü, işin sonunda hain ilan edilmek de var. O zaman ne yapıyorsunuz, kartvizitinizin ünvan hanesine “serbest piyasa uzmanı” yazdırıyorsunuz. Bundan sonra kim tutar sizi, di mi efendim?

Sağlık Koordinatörlüğü: Sağlık sisteminde yapılan düzenlemelerden sonra kafası iyice karışan ve hangi hastanede tedavi olabileceği konusunda artık hiçbir fikri olmayan SSK, Bağkur ve Emniyet Sandığı emeklilerine hizmet verecek, çok geçerli bir meslek. 2006 yılının en gözde mesleği olacağına kesin gözüyle bakılabilir.

Gen Mühendisliği: Bu meslek grubu çalışaları, gelecekte avukatlarla birlikte çalışacaklar hiç kuşkusuz. Nedenine gelince… Ileride ekonomik ve toplumsal yapının iyice bozulması nedeniyle suçlar ortacak. Dolayısıyla ceza mahkemelerinde yargılananların sayısında artış olacak. Işte o zaman, avukatlar gen mühendislerine gidip şöyle diyebilecekler mesela: “Birader, benim müvekkilim dolandırıcılıktan yargılanıyor, hiçbir hafifletici sebep ve kanıt bulamıyoruz. Sen bir “dolandırıcılık geni” gibi bir gen bulsan da, suçu gene yıkıp sıyırsak bu işten yakamızı. Gelecekte gen mühendislerine çok iş düşeceği çok açık. Hortumculuk geni, vatan hainliği geni, hırsızlık geni, kan davası geni, töre cinayeti geni gibi genleri bulup ortaya çıkarmak hiç kolay olmasa gerek.

Web Sayfası Kilimciliği: Birbirinin kopyası web sayfalarından bıkıp usanan girişimciler için, Anadolu nurlu ufuklar vaadediyor. Anadolu’nun halı ve kilim dokuyan kadınları, değişik sayfa tasarımları için bulunmaz Hint kumaşı olacak. Koca dayağından kurtulmak isteyen kadınlarımız bol para kazanabilecekler. Barış tesisatçılığı: ABD ve Ingiltere gelecekte o kadar çok savaş çıkaracaklar ki, günün birinde barışı yeniden tesis etmek sorun olacak. Işte bu ahval ve şerait içinde barış tesisatçılarına büyük iş düşecek. Bu alana yatırım yapacak olan girişimciler ve emekçiler madden ve manen çok kazanacaklar.

Şişme Işçi Imalatçılığı: 2006 yılı içinde, işçiye verilen 400 YTL tutarındaki asgari ücret işverenlerce çok bulunmaya başlanacak ve bu durum yeni arayışlara yol açacak. Erotik ürün satan mağazalar, bu zorluğu “şişme işçi” projesiyle aşmaya çalışacaklar. Şişme erkek ve kadın üretimi konusunda uzman olan bu girişimciler, “şişme işçi” imalatı konusunda hiç zorlanmayacaklar ve patronların gözdesi olacaklar.

Kamu Alanı Tanımcılığı: AKP iktidarının birkaç dönem daha sürmesi durumunda, en çok kazanmaya aday mesleklerden birisi de bu olacak. Tahmin edileceği üzere, türban takmayı her yerde serbest bırakacak bir “kamu alanı” tarifi yapabilen ilk girişimci ve teorisyen vatandaşımız voliyi vuracak.

Multi Başkancılık: Yine AKP iktidarının devamına bağlı başka bir meslek grubu ise Multi Başkancılık olacak. Bugünkü Başbakanın, başbakan olmak kaydıyla hem Cumhurbaşkanı ve hem de Genel Kurmay Başkanı olarak kalmasını sağlayacak sistemi gelştirecek olan vatandaşımız, 2006 ve izleyen yılların trilyoneri olmaya aday.

Kadın Ruhu Anlayıcılığı: Ülke genelinde boşanma vakalarının korkunç derecede artmasına içerleyen Hükümet yetkilileri, “kadın ruhundan anlamak” için erkekleri eğitmek üzere Can Dündar, Ahmet Altan ve Cezmi Ersöz’e bir Akademi açtıracak. Bu işten ilk etapta bu trio ekmek yiyecek, ama okul, ilk mezunlarını vermeye başladıktan sonra, herkes nasibini alacak.

Üç Nokta Tasarımcılığı: Geleceğin gözde mesleklerinden biri de bu değerli okurlar. Yakada mı daha güzel durur, yoksa münasip yer mi daha münasiptir tartışmaları, ister istemez bu alanda profesyonelleşmiş üç nokta tasarımcılarına ekmek kapısı açacak. Görüşlerine başvurulan üç nokta tasarımcıları, kendilerine başvuran kişi hakkında küçük bir araştırma yaptıktan sonra, neresine yakışacağı konusunda fikir beyan edecekler.

Organik Insan yetiştiriciliği: Silikondu, botokstu, hormondu derken, işin iyice suyunun çıkması üzerine, katkı maddesiz insan yetiştiriciliği en popüler mesleklerden biri olmaya aday. 30 yaşından gün almamak, iyi derecede ingilizce bilmek gibi özellikler yanında katkı maddesiz bir insan olmak, iş başvurularında en başta aranılan özelliklerden olacak. Bu işin kaymağını annelerin yemesi bekleniyor değerli okurlar.

Gen Kaportacılığı: Isminden de anlaşılacağı üzere, bozuk genlere sahip vatandaşlarımızın genleri, “Gen Hatip Lise”lerinden yetiştirilecek “gen kaportacıları” tarafından tamir edilecek. Gen Hatip Lisesi mezunu bir kaportacı, dilerse “Gen Hatip Üniversitesi”nde lisans eğitimi alıp, geni bozuk vatandaşlar yanında, kanı bozuk vatandaşları da tamir edebilecek.

Devekuşlarını yılan soktu

     Şenbayram, yaptığı açıklamada, iki yıl önce Antalya’dan 7 bin dolar ödeyerek, 7 devekuşu satın aldığını ve Kızbebeği Köyü’nde beslemeye başladığını söyledi.
     Devekuşlarının bakımının çok zor olduğunu ve 7 devekuşu için 10 dönüm arazisinin etrafını tel örgülerle çevirdiğini anlatan Şenbayram, şöyle konuştu:
     ”Devekuşu besiciliğinin çok karlı olduğunu öğrendim. Ben de bu işi yapmaya karar verdim. Ancak, talihsizlikler bir türlü yakamı bırakmadı. Iki yıl önce getirdiğim devekuşlarından 5′i yılan sokması sonucu öldü. Bunlardan 3′ü geçen yıl ölmüştü. Artık elimde kalan 2 devekuşuyla en azından zararımı çıkarmak istiyorum.”

Erkek adamın bilgisayarı

Silmek istediği bir dosyayı Shift+Del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz. * Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur. * IP&rsquosini gizlemez. * Windows XPde bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür. * MS Office yardımcısını da diğer yazılımların Yardım menülerini kullanmaz. * Bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. “Tek rakibim AMD”, “Rahmetli de X386&rsquoydı”, “Bir sana hasretim bir de 3Ghz CPU hızına”, “Windows&rsquoun ustasıyım, Linux&rsquoın hastasıyım” gibi sözleri ağzından düşürmez. * IMAC gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz. * Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar. * Internette sörf yapmaz, olsa, olsa tavla oynar. * Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar. * Multimedya klavye kullanmaz. * Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar. * Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz. * Ekran koruyucu kullanmaz. * Overclock yapamıyorum diye ağlamaz. * Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar. * “Bilmiyordum yanlış yaptım PC bozuldu” demez. “Sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu” der. * Markalı PC almaz, kendi PC&rsquosini kendi toplar. * AMD 3000+&rsquoı 2.6Ghz&rsquoe overclock ederken yanan işlemcisini servise götürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, “abi açtım çalışmadı” demez. “Ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor” der. * Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. Gerekirse bozar ama yine de kurcalar. * Sınır tanımaz! ADSL limiti 3GB ise 2.9&rsquoda durmaz, sörfe devam eder. * Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen Enter&rsquoa basıp gönderir. * Sabit diskden, fandan, CPU&rsquodan çıkan seslerle huzur bulur. * Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar. * Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir. * XP&rsquosini Windows klasik temasıyla kullanır. Şekerci dükkanı gibi kullanmaz. * Dial-up&rsquoında “save password” demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır. * My Pictures veya My Music klasörlerini kullanmaz, aksine siler. * USB&rsquoden kahve ısıtıcı kullanır. Mutfağa gitmez. Kahvesini yudumlarken kullandığı ICQ&rsquosunda yazışacak birini bulursa, klavyeyi on parmak kullanmak için kahve tutacağı olarak DVD-ROM&rsquounu kullanır. * Boş USB yuvası bırakmaz hepsini doldurur. * Gecenin bi vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz. * Işlem yapıyor ikonu olarak kum saati yoktur. Tesbih çeken, volta atan Kadir Inanır bakışlı insan modeli vardır. * Yazılımların LITE sürümlerini kullanmaz. * Ctrl+Alt+Delete ile uğraşmaz direkt reset atar. * Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır. * Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur. * 128 MB USB bellek taşımaz, babalar gibi 80 GB sabit disk taşır. * QuickFormat atmaz. * Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz. * Bulduğu Windows açıklarını kendi kapatır. * Sistemini power tuşuyla değil anakartın üzerinden kısa devre yaptırarak açar. * Disket sürücüsünden vazgeçmez. * Evinde evcil hayvan yerine virüs besler. * Tıklamaz “basar” ve ses çıkartır.. * Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, Alt+F4 kullanır. * Renkli, cicili bicili Windows Media Player arayüzü yerine, siyah arayüzlü Winamp kullanır. * Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider. Oradan dünyaya açılır.. * Beta program kullanmaz. Kullananı bozar. * Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle na böle iter. * IE&rsquonin verdiği hatalara sinir olmaz onu bağrına basar yine kullanır. * Klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder… Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=86807

Temel'in Ingilizcesi

Temel Çımacı olmuş, ilk kez yurt dışına gitmişti. Gemi Liverpool Limanı’na yanaşırken, Temel iskeledeki Ingiliz’e bağırdı: – Tut şu halatı! Ingiliz anlamadı bir şey.. Temel yine bağırdı: – Tut şu halatı! Ingiliz’de gene hareket yok.. Temel ortaokuldaki ingilizcesi ile bağırdı: – Do you speak English? – “Yes.. Yes..” dedi Ingiliz; Temel öfkeyle bağırdı: – O zaman tut şu halatı..!

Midilli ile zebranın aşkı

     Tilly isimli midillinin sahibi Karen Pete, birkaç ay önce satın aldığı midilliyi, kendisine ait halka açık çiftliğe koyduğunu belirterek, bir süre otlağını bir zebrayla paylaşan midillinin hamile olduğunu farketmediğini kaydetti.
     Vahşi hayvanların bulunduğu bir hayvanat bahçesinden satın aldığı midillinin kendisine geldiğinde zaten şişman olduğunu ve daha sonra şişmanlamaya devam ettiğini anlatan Pete, ”Tilly’nin sadece kilo aldığını düşünüyorduk ki, bir sabah dişi bir tay dünyaya getirince gerçekten şoka uğradık” diye konuştu.
     Karen Pete, yarısı çizgili tayın gerçekten eşi görülmedik bir hayvan olduğunu, Ingiltere’de bir belki de iki tane böyle hayvan olabileceğini söyleyerek, bu yeni gelişmenin bölgeye büyük darbe vuran ”şap hastalığından” ötürü kapatmak zorunda kaldığı çiftliği için sevindirici bir olay olduğunu ifade etti.

Saçmalatan Karşılaşmalar-1…

-Neyi?
-Karşımdaki insanın göz rengini…
-Bir dakka…
-Evet herşey bir dakkada gelişti güzel bayan…Dilerseniz aramızdaki şu sahte tabiatlı resmiyeti kaldıralım.Y ada siz onay verin ben tek başıma kaldırırım.
-Pardon ama siz çok oluyorsunuz.
-Ben çok olmuyorum. Siz bana baktıkça inanın ben azalıyorum. Karşı konulamaz bir çekiciliğiniz var.
-O zaman koymayın…
-Kime?
-Şey nerden aldınız?
-Neyi?
-O karşı konulamaz çekiciliğinizi.
-Aaaa yeter artık…Siz manyakmısınız?
-Bu bir soru mu Tuğçe?
-Adımın Tuğçe olduğunu nerden çıkardınız?
-Bilmem…O kendi kendine çıktı.
-Benim adım…
-Sevda değil mi?
-Isterseniz tekrar alalım. Bu böyle olmayacak.
-Ne olmayacak?
-Gözlerim demiştiniz…
-Farkındamısınız böyle kısa bir zamanda ne kadar çok manasız soru tükettik.
-Başa alalım…
-Alınacakları bir kenara bırakalım bence.
-Offf…
-Sorunuza yanıt veriyorum. Evet ben manyağım.
-Iyi benimde gözlerim lens zaten.
-Görüşürüz o halde.

gazozzzzzz-2

-donald duck deyin bana, tövbe estağfurullah!tabi ki Mehmet benim adım, hatta Kadıköylü psiko memo derler bana.. -e sen baya baya türk olmuşsun marco -ulen marco deme bana, çık dışarı, alın şu arkadaşı dışarı, basın kartını iptal ettiririm bak! -seni epey agresif görüyoruz aurelio, real betis’e gelmekten mutlu değil misin yoksa? -yoo gayet mutlu ve mesutum, dandik sorular sinir ediyor beni, yok memet misin marco musun, ebenin…neyse ağzımızı bozmayalım, tespih verin bana, sinirlendim yine.. -yıllık ne kadar alacaksın kulübünden? -sana ne! Sana neee!!! Sen yılda kaç para kazanıyorsun diye soruyor muyum ben? Bi erkeğe kazancı sorulur mu, ne biçim bir ahlak anlayışıdır bu!!! – yıllardır türkiyede yaşadağın için oranın bazı özelliklerini kaptığın söyleniyor, özellikle adın Mehmet olduktan sonra tam bir türk magandası olduğundan bahsediliyor, doğru mu? -ne alakası varrrr!!!!konuşmayın lannnn!!!kaldırın şu mikrofonları, basın toplantısı burada bitmiştir! -ispanyaya uyumda epey zorlanacağınız söyleniyor.. -odun yok mu lan odun, dayak manyağı yaparım lan adamı!! istiklal akarsu

Stres yönetimi

Cevaplar 20 gram ile 500 gram arasında oldu. Bunun üzerine profesör şöyle dedi: “Gerçek ağırlık fark etmez. Bardağı elinizde ne kadar süreyle tuttuğunuza göre değişir. Eğer bir dakikalığına tutarsam, problem yok. Bir saatliğine tutarsam, sağ kolumda bir ağrı oluşacaktır. Bir gün boyunca tutarsam, ambulans çağırmak zorunda kalırsınız. Ağırlığı aynıdır ama ne kadar uzun tutarsanız o kadar ağır gelir size.” “Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak, er ya da geç taşıyamaz duruma geliriz, yükler gittikçe artarak daha ağır gelmeye başlar. Yapmanız gereken bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha sonra tekrar tutup kaldırmaktır.” Yükümüzü arada bırakmalı tekrar tazelenip dinlendikten sonra yolumuza devam etmeliyiz. Işten eve döndüğünüzde, iş sıkıntınızı dışarıda bırakın. Evinize taşımayın. Yarın tekrar alıp taşıyabilirsiniz.

Ya son motor da durursa!

Temel Londra’ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- “Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz” Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- “Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız” Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-”Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz” Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- “Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz”