Misafir bile gelse çocuğunuz uyku saatini geçirmesin

ocuklarıyla ilgili uyku sorunu yaşayan ailelerin sayısı bir hayli fazla. Bu oran teknolojik gelişmeler ve şehir hayatının özelliği gereği gün geçtikçe artıyor. Tabii bunun belli başlı sebepleri var.

Bunlardan en önemlisi hayatı düzenli ve planlı yaşayamama ve bu düzensizliğin çocukların düzenini de altüst etmesi. Sorunun en önemli sebebi uyku konusunda belli bir düzen ve ritmin tutturulamamasıdır.

Bir aile, çocuklarının çok geç yattığı şikayetiyle bize danışmaya gelmişti. Aile ile görüşmelerde bulunduk. Ailenin hayatlarını çok plansız yaşadıklarını anladık. Anne baba hafta içi sık sık ya misafir kabul ediyorlar ya da birilerine ziyarete gidiyorlar. Çocuk da misafirlik günlerinden geç yatmaya alışmış. Misafirlik olmadığı günde de erken yatırmaya çalışıyorlar ama bu sefer de çocuk yatmak istemiyor. Ailenin hayatı düzensiz olunca bu, çocuğa da aynıyla yansıyor.
Peki ne yapacağız? Hayatımızın ve uykumuzun düzene girmesi adına ziyaretleri keselim, akrabalıkları unutalım mı? Hayır… yapılması gereken, evde misafirler bile olsa çocuğun yatma saatini aksatmamalı. Misafirlerin çocukları varsa, “Bizim çocuğun yatma saati geldi şimdi onu yatağına yatırmalıyım, eğer isterseniz sizin çocuğa da bir yer ayarlayabilirim.” denmelidir.

Siz misafirliğe gittiyseniz “Çocuğun yatma saati geldi” deyip ya müsaade istemeli ya da çocuğunuzu yatırabilecekleri uygun bir yer göstermelerini istemelisiniz. Hatta en iyisi mi misafirlikleri cuma ve cumartesi gecelerine alın. Böylelikle bu zorlukları yaşamak zorunda kalmazsınız. Çocuklara yatacakları zamanlar önceden söylenmeli, bu bir kural haline getirilmeli ve çocuğun buna itiraz etmesine mahal verilmemelidir. İtirazlar genellikle bizlerin kuralları koyuş biçimimizden kaynaklanır.

Kurallar tartışmaya sebep olmamalı

Evde birden fazla çocuk varsa “sen küçüksün erken yat, sen büyüksün şöyle yap” gibi söylemlerle kural konulmamalı. Bu kardeşler arası kıskançlığı ve çekişmeyi artırabilir. ‘Ama haksızlık bu, neden o geç yatıyor da ben erken yatıyorum!’ gibi itirazlara mahal verebilir. Kural herkesin anlayacağı şekilde kişiye bağımlı değil, zamana bağımlı konulmalıdır. Örneğin şöyle bir kural kimseyi incitmez ve itiraza sebebiyet vermez: “Bizim evde ilkokul 1. kademede okuyanlar 8.30′da, ikinci kademeye gidenler 9.30′da, liseye gidenler 10.30′da yatacaktır”, şeklinde anne baba tarafından açıklanan kurala itiraz gelmez. Çünkü kural şahsa göre değil zamana göredir ve alınganlık gösterecek bir durum da ortada yoktur.

Kuralları son anda koymayın

Akşam olup çocuğun yatma saati geldiğinde “uuuuu saate bak kaç olmuş yürü yatağa bundan sonra bu saate kaldığını görmeyeyim. Bundan sonra 9.00 oldu mu yatağa…” şeklindeki bir kural koyma çabası boşa gidecektir. Bunun yerine eşler konuyu konuşmalı, sınıf öğretmenine veya uzman insanlara danışarak çocukla ilgili bir yatma saati kararlaştırılmalı. Her iki eş de kararlaştırılan saatin arkasında durmalıdır.

Kuralların arkasında olun, siz çiğnemeyin

Koyduğunuz kuralları “aman canım bir kereden bir şey olmaz” diyerek önce siz çiğnemeye başlarsanız çocuğunuz buna asla uymayacaktır. Yatma saati bir kural ise ondan taviz verilmemeli. Yoksa çocuklar ‘Anne ne olur beş dakika daha, 10 dakika daha’ derken bir de bakmışsınız yatma saatini 2-3 saat geciktirmiş. Esnekliği çocuğun 5-10 dakikası ile belirlemeyin. Gerçekten önemli bir durum varsa açık ve net olarak bir zaman belirleyin ve onu uygulayın. Örneğin “Peki madem kuzeninle biraz daha oynamak istiyorsun size, 20 dk. daha müsaade ediyorum. Ancak 20 dk. sonra eğer yatağında olmazsan bir daha sana böyle fazladan bir izin vermem.” şeklinde kararlı bir şekilde konuşulmalıdır.

Hakan Metan

Bahar Sendromu ve Beslenme (Baharda Beslenmeye Dikkat )

Baharın geldiği dönemlerde havadaki negatif elektronların artmasıyla birlikte çoğumuzda değişik ruh halleri olur.

Daha sıkıntılı , halsiz , yorgun , bitkin hissederiz. Tüm bu şikayetleri uzaklaştırmak için beslenmemizde dikkat etmemiz gerekenler püf noktaları vardır.

Değişim dönemlerinde oluşan ödemler için bol miktarda su içmeliyiz. Herkes için bu gereksinim değişkenlik gösterse de ortalama 1,5- 2 litre kadar suyu tüketmek için özen göstermeliyiz. Eğer ödem şikayetlerimiz bu fazla su ile azalmıyorsa kiraz sapı , mısır püskülü gibi bitkisel çaylar içmeliyiz. Lahana , maydonoz , çilek , karpuz gibi diüretik ( idrara daha sık çıkaran ) besinlerin tüketimini biraz daha artırmalıyız. 

Yorgunluğumuzu ortadan kaldırmak için beslenmede en etkili vitamin , C vitaminidir. Bu nedenle taze ve sebze meyve tüketimini arttırmalıyız. Ara öğünlerden taze meyveleri , ana öğünlerde de salataları beslenmemizden eksik etmemeliyiz . en zengin C vitamini kaynaklarımıza baktığımızda yeşil biber , portakal , mandalina , çilek , maydonoz ve limonu sayabiliriz.

Beslenmede dikkat edilmesi gereken bir diğer konuda karbonhidratlar. Özellikle fazla yağlı karbonhidratlar tüketmek ( pilav , makarna , pasta , börek vs. ) uyuşukluk halini arttırır. Tembelleştirir. Mümkün olduğu kadar uzak durulmaya ve tüketilmemeye çalışılmalıdır. Tüketiliyorsa da akşam saatlerine bırakılmamalıdır. Mevsimsel olarak bir geçiş dönemi olduğu gibi beslenmede de geçişler yapılmalıdır .
Sonuç olarak şikayetlerimizin azalması için bol su ve bitki çayları ( yeşil çay , kuşburnu vs.) içmeliyiz. Yemeklerimizde de bol sebze ve meyveye yer vermeliyiz .

samanyoluhaber

Etkileyici ve sağlıklı saçlara kavuşmak için bilmeniz gerekenler

Etkileyici ve sağlıklı saçlara kavuşmak için bilmeniz gerekenler :

1. Çok kuru saçlar

Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.

2. Normal saçlar

Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.

3. İkisi bir arada

Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.

4. Ilık su ile durulayın

Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için idealdir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su, saçlara mükemmel bir parlaklık verir.

5. En iyi fön stratejisi

Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.

6. Nazik olun

Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.

7. Çok mu streslisiniz?

Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun

Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?

9. Saç kremi

Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.

10. Çok ince saçlar

İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin ‘uçuşmasını� engeller.

11. Tatilde bakım

Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.

12. Koruma ve tamir:

Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.

Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?

13. İnce telli saçlara kür uygulamak

Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.

14. Saç maskeleri

Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)

15. Sarı, kızıl ya da kahve

Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.

16. Çabuk kür uygulamak için

Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.

17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar

Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli. b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar

18. Vaks nasıl kullanılır?

Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.

19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız

Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.

20. Saç spreyi ve parlatıcı

Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür

21. Zamanlama sorununuz varsa:

Örneğin, sabah sabah 06:30′da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.

22. Saçınızı yıkamadan yattınız

Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.

23. Güçsüz kalmış kuru saçlar

İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerseniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.

24. Sabah hiç vaktiniz yoksa

Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.

25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin

Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.

26. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız

Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin

Uzun, omuz hizası ya da kısa modellerin hangisi bana uyar?

27. Hayal ettiğiniz model

Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.

28. Yuvarlak yüz

Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.

29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa

Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.

30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?

Yeni bir kesimde,alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.

Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider

31. Saç, boy ve ölçüler

Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m�nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.

32. İnce hafif perçemler

Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.

33. Kısaltmak ya da uzatmak?

Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.

34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır

Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak

35. Kakül ve alında perçem

Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.

Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda

36. Sıcaktan korunun

Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.

37. Düz saçlı kadınlar

Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.

38. Periyodik soruna özel çözüm

Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.

Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz

39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için

İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.

40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?

O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.

41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız

Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.

42. 20′li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak

Önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.

43. Sarı saçlara parlaklık gerek

Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.

44. Saç kesimi her şeydir

Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün.

Sağlıklı saçlara sahip olmak için yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor :

  • DEMİR: Saçların uzamasını hızlandırır. Kırmızı et, kabuklu deniz hayvanları, güçlendirilmiş tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
  • PROTEİN: Saç tellerinin yapı taşıdır. Doymuş yağ oranı düşük protein almak için beyaz ve kırmızı eti karıştırabilir ya da deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz.
  • BİYONİT, B6, B12 VİTAMİNLERİ: Saç köklerinde yeni saç tellerinin oluşmasını sağlar. Tam tahıllı ekmeklerde, yulafta, az yağlı süt ve peynirde, yumurtada, somon balığında, kabuklu yemişlerde bulunur.
  • ÇİNKO: Çinkoda bulunan doğal yağlar saçlara parlaklık verir. Kırmızı et, kabuklu yemişler, nohut, kabak çekirdeği ve yoğurtta bulunur.
  • C VİTAMİNİ: Saç derisinde hücre yenilenmesine yardımcı olur. Çilek, kivi, mango, portakal, ahududu, kırmızı dolmalık biber gibi parlak renkli sebze ve meyvelerde bol miktarda C vitamini vardır.
  • A VİTAMİNİ: Sağlıklı saçlar için gereklidir. Elma, kayısı ve tatlı patates iyi birer A vitamini kaynağıdır.
  • ANTİOKSİDANLAR: Hücre yenilenmesine yardımcı olarak saç derisini güçlendirir. Siyah çikolatada, otlarda, böğürtlen ve çilek gibi kabuksuz etli meyvelerde bulunur. Sağlıklı saçlar için süper besinler.

Bitkisel ve Aromatik Yağlar

ACI BADEM YAĞI

Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Protein, Şeker ve amigdalin içerir.

KULLANILIŞI:

Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. bilhassa bebeklerin kabızlıklarında badem yağı eşit miktarlarda bal ve pekmez ile karıştırılıp 4-5 saatte bir çay kaşığı verilir

UYARI: Yüksek miktarlarda alınması zararlıdır

SAKLAMA:

Serin, ışıktan uzak ve ağzı sıkıca kapalı olarak, çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklanmalıdır.

ADAÇAYI YAĞI

Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:

Tuyon, sincol, barneol ve piren maddelerini içerir.

KULLANILIŞI:

Bir çay bardağı suya 3 damla damlatılarak günde 1 defa içilir. Yara üzerine direkt tatbik edilebilir.

UYARI: Günde 3 damladan fazla içilmez. Fazla kullanımı epilepsi ve krampa yol açabilir.

ANASON YAĞI

Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:

Tuyon, sincol, barneol ve piren maddelerini içerir.

KULLANILIŞI:
2-10 Damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır.

UYARI: Daha yüksek miktarda alındığı zaman hafif bir sarhoşluk sonra uyku meydana getirir.

ARDIÇ YAĞI
Kalp yetmezliği soğuk algınlığı ve romatizmal hastalıklarda kullanılır. burkulma ve çarpma gibi kazalarda ağrı kesici ve hareket kabiliyetini arttırıcı özelliği vardır. Astım hastalarında ve idrar tutamayan çocuklarda faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:

Organik asitler, glikoz, sakkaroz, juniperin, reçineli bileşikler ve acı madde içerir.

KULLANILIŞI :
Bir çay bardağı suya 5 damla damlatılarak alınır.

Hamilelikte kullanılmamalıdır. Fazla alındığı taktirde böbrekleri tahriş eder ve idrar yollarında kanamaya sebep olur.

ARDIÇ KATRAN YAĞI

Ardıçın özel türünden elde edilen ardıç katranı yağı tüm mantar hastalıklarında cilt kaşıntılarında sedef ve egzamada varis ve ağrılarında uyuz ve benzeri tüm cilt problemlerinde kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Organik asitler, glikoz, sakkaroz, juniperin, reçineli bileşikler ve acı madde içerir.

KULLANILIŞI:

Kullanılacak doku defne sabunu ile yıkanır. İnce tabaka halinde cilde sürülür.

BERGAMUT ESANSI

Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemin! kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır. Ayrıca çayda lezzet ve koku verici olarak da kullanılır.

Kullanılışı

Dahilen; bir fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır. Haricen; cilde masaj yapılarak stres ve yorgunluğu giderici olarak kullanılır.

BİBERİYE YAĞI

İdrar söktürür gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite ve sinüzite, sarılık ve karaciğer yetmezliğinde de kullanılır. Uykusuzluğu ve sinir sistemini düzenler. Kolestrolü denetler.

İÇİNDEKİLER:

Kamfer, terpen, tanen, reçine, acı maddeler, saponin, cholin, glikozit, organik asitler, kafur.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya 2-3 damla damlatılır veya şekere damlatılarak günde 3 defa kullanılabilir. Sinüzite romatizmal ağrılara sivilceler üzerine sürülerek kullanılır.

BUĞDAY YAĞI

Hücre yenileyici, selülit için; yanık yara ve diğer cilt problemlerinde kırışıklıklarda etkili olarak kullanılır. Ayrıca hassas ve yıpranmış saçlar için faydalıdır. Cilt lekeleri güneş lekeleri ve doğum lekelerini giderir.

İÇİNDEKİLER:

B vitaminleri ve mineraller içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen; günlük bir çay kaşığı kulllanılır. Haricen; Saç için friksiyon cilt için masaj şeklinde uygulanır.

CEVİZ YAĞI
Kuru ciltlerde yumuşatıcı ve besleyici etkiye sahiptir. Doğal nemlendiricidir. Saç diplerini ve saçları besler. Ayrıca romatizmaya iyi gelir. Güneşte bronzlaştırıcı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

%70 civarında yağ taşıdığı saptanmıştır.

KULLANILIŞI:
Haricen cilde masaj şeklinde uygulanır.

ÇÖREK OTU YAĞI

İdrar ve süt arttırıcı iştah açıcı, adet söktürücü etkilere sahiptir. Ayrıca astımı şeker, romatizma tedavisinde ve grip döneminde bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun dirençli tutulmasını sağlar. Hemoroide faydalıdır. Saçı besler dökülmesini önler.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, saponinler, alkaloidler, nigellin ve connigellin içerir.

KULLANILIŞI:

Günde 3 defa 1 fincan suya 4-5 damla damlatılarak içilir.. Ayrıca saç dökülmesi ve kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde kullanılır.Sinüzit için sabah akşam buruna 1-2 damla damlatılır .

DEFNE YAPRAĞI YAĞI

Yemeklerde güzel koku vermek için kullanılır gargara yolu ile alındığında bademcik iltihaplarında soğuk algınlığına ve gribal enfeksiyonlara iyi gelir. Terletici ve Antiseptik özelliklere sahiptir. Saç ve kafa derisi tedavilerinde kullanılır. Saç büyümesine etki eder. Ayrıca gaz giderici ve kan gevşeticidir.

İÇİNDEKİLER:

Cineol, evgenol, graniol ve pinenler içerir.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak. Günde 2 defa içilir. Parmak uçlarıyla friksiyon şeklinde kullanılır.

Gebelikte kullanılmamalıdır. Kızdırıcı özelliği nedeni ile cilt üzerinde kullanılırken dikkat edilmelidir.

DEFNE UÇUCU YAĞI

Yemeklerde güzel koku vermek için kullanılır. Gargara yolu ile alındığında bademcik iltihaplarında soğuk algınlığına ve gribal enfeksiyonlara iyi gelir. Terletici ve antiseptik özelliklere sahiptir. Saç ve kafa derisi tedavilerinde kullanılır. Saç büyümesine etki eder. Ayrıca gaz giderici ve kan gevşeticidir.

Kullanılışı

Dahilen; bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 2 defa içilir. Haricen; parmak uçlarıyla friksiyon şeklinde kullanılır. (Gebelikte kullanılmamalıdır. Kızdırıcı özelliği nedeniyle cilt üzerinde kullanılırken dikkat edilmelidir.)

FINDIK YAĞI

Kuru ve yıpranmış ciltlere rahatlıkla uygulanır varis ve saçkıran hastalığı içinde faydalıdır. Doğum öncesi, Doğum sonrası cildin esnekliğini sağlamak ve cilt çatlağını önlemek amacıyla masaj yapılarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Sabit yağ, fosfor kalsiyum, protein ve şeker içerir.

KULLANILIŞI:

Masaj olarak kullanılır. Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır.

GÜL YAĞI

Ağrı kesici, keyif verici, uyutucu, öksürük kesici etkileri vardır.Kabızlık ve tansiyon düşmesinde etkilidir. Ayrıca saç uzatıcı ve besleyici etkiye sahiptir.

İÇİNDEKİLER:

Papaverin, kodein tebain, narsoin ve morfin içerir.

KULLANILIŞI:

Haricen cilde masaj şeklinde uygulanır. Bir çay bardağı suya 10-15 damla damlatılarak gargara yapılır.

HAŞHAŞ YAĞI

Ağrı kesici, keyif verici, uyutucu, öksürük kesici etkileri vardır.Kabızlık ve tansiyon düşmesinde etkilidir. Ayrıca saç uzatıcı ve besleyici etkiye sahiptir.

İÇİNDEKİLER:

Papaverin, kodein tebain, narsoin ve morfin içerir.

KULLANILIŞI:

Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.Saça friksiyon şeklinde uygulanır.

HAVUÇ YAĞI

Ultraviole (UV) ışınına karşı vücut bağışıklığını arttırır . Cildin bozulmasını önler. Güneş yanıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Hücre yenileyici İdrar arttırıcı kan temizleyici kan yapıcı ve kollestrolü düzenleyici etkileri sahip olduğu bilinmektedir.Ayrıca ses tellerine faydalıdır. güneş yağları da bronzlaştırmayı kolaylaştırır.

İÇİNDEKİLER:

Uçucu yağ, sabit yağ, şeker, A vitamini, karotin ve rezin içerir

KULLANILIŞI:

Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI

Hazım kolaylaştırıcı bulantı ve kusmayı giderici etkiye sahiptir.İltihaplanmaya karşı etkili olması nedeni ile haricen eklem ve kas ağrılarına romatizmaya karşı kullanılır. Fiziksel yorgunluğu giderici etkiye sahiptir. Saç dökülmesinde etkilidir. Ayrıca pastalarda esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Myristicin içerir.

KULLANILIŞI:

2-3 Damla bir fincan suya damlatarak kullanılır. Uygulanacak yere defne sabunu ile temizlenir. Bol miktarda yedirilerek tatbik edilir. Ayakta oluşan mantar hastalıklarında da sürülerek kaşıntı önlenir. Masaj yapılarak cilt altında toplanan yağ ve toksit maddelerin terleme yolu ile dışarı atılmasını sağlar. tedavi

UYARI: Gebelikte kullanılmaz.

ISIRGAN TOHUM YAĞI

Saç dökülmesinde romatizma hücre yenileyici kan temizleyici, miyom küçültücü olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Potasyum tuzları, organik asitler, histamin ve asetilkolin içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak günde 2 defa kullanılır. Haricen cilde masaj yapılarak kullanılır. Saç diplerine friksiyon yapılır.

JOJOBA YAĞI

Cildi yumuşatır. Çizgileri ve kırışıklıkları azaltmak için kullanılır.Kuru ciltleri nemlendirir. Akneleri giderir. kuru ve kırık saçları besler parlaklık verir. Saç şekillendirici olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Tohumlarında %50 oranında yağ içermektedir.

KULLANILIŞI:

Saçlara friksiyon yöntemi ile cilde masaj yapılarak kullanılabilir.

KANTARON YAĞI

Hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı özelliklere sahiptir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Bağırsak spazmlarını çözer. Bağırsak solucanlarını düşürür. Hemoroide faydalıdır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir.

İÇİNDEKİLER:

Uçucu yağ, rezin, acı maddeler (glikozitler), reçine, pektin ve kolin içerir.

KULLANIIŞI:

Günde 2 defa öğle ve akşam yemeklerinden önce 5-6 damla alınmalıdır. Hemoroide dıştan sürülür.

KARABAŞ YAĞI

Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliğine kollestrol ve şekere faydalıdır. uykusuzluğu giderir. balgam söker zindelik verir egzama yaralarına iyi gelir. Sivrisinek kovucudur.

İÇİNDEKİLER:

Kafur, fenkon, borneol ve sineol içerir.

KULLANILIŞI:

Günde 2 şer damla sabah akşam yarım fincan suya damlatılarak kullanılır. Cilde sürülür.

KARANFİL YAĞI

Ağız ve mide kokularını giderir. Sinirleri uyuşturur antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir. Dişeti çekilmesi ve iltihaplarında faydalıdır. Haşere kovucudur.

İÇİNDEKİLER:

Uçucu yağ, sabit yağ ve tanen içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen 1 fincan suya 2 damla damlatılarak içilir.Diş ağrılarında pamuk üzerine damlatılarak diş üzerine tatbik edilir.

Karanfil yağı cilde sürülmemelidir.

KAYISI YAĞI

Yüz temizliğinde kullanılır. Akneleri temizler. Cilde canlılık verir. Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları giderir. Nemlendirici özelliğe sahiptir. Parazit problemlerinde kullanılır. Pastalarda esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, zamk, şekerler, organik asitler, saponin ve anonin içerir.

KULLANILIŞI:

Haricen cilde pamukla tatbik edilir. dahilen, bir fincan suya 3 damla damlatılarak kullanılır.

KEKİK YAĞI

Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına dişe eti iltihaplarına iyi gelir. kurt düşürücüdür. Alyuvar oluşumunu arttırır. Şeker hastalığına iyi gelir. Yara ve yanıklara antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir.Gastrit gibi mide rahatsızlıklarına yardımcı olur

İÇİNDEKİLER:

Carvacrol, p-cymene, terphinene, caryophyllene, myrcene, linalool, thymol, terphinen-4-ol, thujene, pinene, camphene, borneol ve humulene içerir.

KULLANILIŞI:

2-3 damla yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilir.

Fazla miktarda dahilen kullanımı sakıncalıdır.

KETEN YAĞI

Menapoz sıkıntılarını giderir. Mide ağrılarını ve kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Sindirim sistemi iltihaplarında etkilidir. Zihin açıcıdır.

İÇİNDEKİLER:

Müsilaj, linamarin, doymamış yağ asitleri ve protein içerir.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir.

LAVANTA YAĞI

İdrar arttırıcı ve romatizma ağrıları dindirici etkileri vardır. Baş ağrısı stres ve kas ağrıları için iyi gelir ayrıca güve ve sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılır. Hassas ve yağlı ciltler için tavsiye edilir. akneleri ve vücuttaki kötü kokuları giderir. cilde sürüldüğünde ateşi düşürür. saçtaki sirkeleri gidericidir. Kozmetik amaçlı esans ve banyo yağı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Pinen, cineol, borneol ve organik asitler içerir.

KULLANILIŞI:

Bir çay bardağı suya veya bir şeker parçası üzerine 3-4 damla damlatılarak alınır. ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.

KAKAO YAĞI

İdrarı söktürür.Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar.Böbrek iltihabını giderir. Besleyici,uyarıcı,iştah açıcı ve kuvvet vericidir.Haricen basur memelerini,kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için kullanılır.

İçindekiler:Sabit yağ,tanen,nişasta ,şekerler,alkoitler(teobromin,kafein)
taşımaktadır.

KULLANILIŞI:

Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya
yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.
LİMON YAĞI

Ferahlık verir. Grip ve soğuk algınlığına karşı korur. Hafızayı güçlendirir. Boğaz ağrısı mide yanması kan temizleme ve böbrek taşında , bağdokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Diş etini kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir. Cildi güzelleştirir. Vücuttaki istenmeyen yağların atılmasını sağlar.Tonik olarak kullanılır. mikrop öldürücüdür.. Böcek ve sinek ısırmalarında kaşıntı ve şişmeleri önler pastalara esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Hesperidin, şekerler, C vitamini, müsilaj, malik ve sitrik asitler içerir.

KULLANILIŞI:

Balla tatlandırılmış suya 2 şer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılıp yutularak kullanılır. Tonik olarak kullanımda bolca masaj yapılarak sürülür.

MELİSSA YAĞI

Yatıştırıcı, midevi gaz söktürücü terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Baş ağrısı ve migrende soğuk algınlığında , kas ağrılarında faydalıdır. Mide ülserine iyi gelir. Beyin damarlarını açar cilt temizliğinde cildi güzelleştirir.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, sitral, sitronellal ve linolal içerir

KULLANILIŞI:

Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

MERSİN YAĞI

Yağlı tahriş olmuş ve iltihaplı ciltler için kullanılır. Hemoroid tedavisinde ve şeker hastalığına karşın etkilidir. Nefes açıcı özelliğe sahiptir. Gerginliğe ve uykusuzluğa iyi gelir. Adale kuvvetlendirici ve spor sakatlıklarında masaj için çok uygundur Astımlı hastalarda haricen infizyon şeklinde faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, şekerler, strik ve maınik asit gibi organik asitler içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen günde 1 fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj şeklinde kullanılır.

NANE YAĞI

Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Sinirleri güçlendirir baş ağrılarına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır. Bağırsak solucanlarını temizler.

İÇİNDEKİLER:

Mentol, mentor, cadinen, pinenler, terpenler ve cineol içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen günde 3 defa bir şeker parçası üzerine 2-3 damla damlatılarak veya 1 fincan suya 2-3 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj yapılarak sürülür.

Fazla miktarda kullanılması sakıncalıdır.

OKALİPTÜS YAĞI

Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülite etkilidir.

Kullanılışı

Dahilen; bir fincan suya 5 damla damlatılarak balla tatlandırılıp içilir. Haricen; masaj şeklinde ve sinüzit için buğu şeklinde antiseptik olarak kullanılır.

PAPATYA YAĞI

Duyarlı ve problemli ciltler için yaraları iyileştirici ve cildi besleyen özelliğe sahiptir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılır.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, flavon glikozitleri, bisabolol, arzulen, terepen ve salisilik asit içerir.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır. Cilde masaj şeklinde tatbik edilir.

İçilmesi sakıncalıdır.

PORTAKAL YAĞI

Mide rahatsızlıklarını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Romatizmada faydalıdır. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve akneleri kurutur. Tonik olarak kullanılır. Pastalara esans olarak kullanılır. Kan dolaşımını düzenleyicidir. Sinir yatıştırıcıdır.

İÇİNDEKİLER:

Şekerler, müsilaj, uçucu yağ ve bol miktarda C vitamini içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen yarım fincan suya 3 damla damlatılarak. Günde 3 defa kullanılır. haricen cilde masaj yapılarak sürülür.

REZENE YAĞI

Midevi şişkinlik, hazımsızlık rahatsızlıklarını giderir. Gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır.Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir.

İÇİNDEKİLER:

Anethol ve astragol gibi maddeler içerir.

KULLANILIŞI:

Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen yara üzerine sürülerek kullanılır.

SARIMSAK YAĞI

Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler. Kalp adalesini kuvvetlendirir. Siyatik varis romatizma, mafsal iltihabında faydalıdır. ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler, saçkıran hastalığına iyi gelir.

İÇİNDEKİLER:

Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz) vitaminler (A, B ve C), allicin ve sarımsağa özel koku veren kükürtlü yağ içermektedir.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya, 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa içilir. Cilde masaj şeklinde uygulanır.

TATLI BADEM YAĞI

Kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini giderir. Ayrıca saç besleyici olup dökülmesini önler. Kabızlık giderici özelliğe sahiptir.

İÇİNDEKİLER:

Protein ve şeker içerir.

KULLANILIŞI:

Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır. Kabızlık için günde 1 çay kaşığı içilir.

SUSAM YAĞI

Dahilen müshil, haricen ise özellikle kuru ciltlere kirpik, kaş ve saçlara rahatlıkla kullanılır. Şeker hastalığında da kullanılmaktadır. yanıklarda iyileştirme özelliği vardır.

İÇİNDEKİLER:

Oleik, palmitik, linoleik, stearik ve miristik asit içerir.

KULLANILIŞI:

Her sabah aç karnına bir çay kaşığı içilir. Müshil olarak ta bir çay kaşığı alınır. Cilde ve saça masaj şeklinde uygulanır.

ÇAM TEREBENTİN YAĞI

Solunum bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir. saçı besler. dökülmeyi önler kepeği gideriri. ve saçı kuvvetlendirir. Saç diplerinde mikro organizmaların oluşumunu engeller.

İÇİNDEKİLER:

Reçine asiti, kolofan ve pinen içerir.

KULLANILIŞI:

Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. saç diplere masaj yaparak kullanılır. 200 gr lık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılır.

Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.

MENEKŞE YAĞI

Cilt hastalıkları, egzama, dermatit ve uyuzda kullanılır.Mikrop kırıcıdır. saç dökülmesine karşı etkilidir. Kuru saçları nemlendirir. Parlaklık ve canlılık verir. Kozmetik endüstrisinde kullanılmaktadır.

İÇİNDEKİLER:

Tanen, saponinler, flavon glikozitleri, vialamin ve emetin içerir.

KULLANILIŞI:

Cilde masaj yapılarak saça friksiyon şeklinde kullanılır.

YASEMİN YAĞI

Romatizma ağrılarında, cilt besleyici temizleyici ve selülit giderici olarak kullanılır.

Kullanılışı

Haricen; cilde masaj şeklinde uygulanır.

Banyo İçin Bitkisel Esanslar

Defne uçucu yağı
Okaliptüs yağı
Ardıç yağı

Limon yağı
Rezene yağı
Bergamut yağı

Melissa yağı
Lavanta yağı
Gül yağı

Adaçayı yağı
Biberiye yağı

Banyo suyuna beş damla karıştırılır. Bu su ile masaj yapıp yıkanır.

Saç Bakımı – Kuru ve Cansız Saçlar İçin

Badem yağı
Susam yağı
Defne gar yağı

Çörekotu yağı
Menekşe yağı
Zeytin yağı

Kekik yağı
Ceviz yağı
Hindistan Cevizi yağı

Karıştırılıp saç diplerine ve saça yedirilir. İstenildiği kadar bekletilip yıkanır. Haftada 2 defa yapılır.

Saç Bakımı – Yağlı ve Cansız Saçlar İçin

Portakal yağı
Çam Terebentin es.
Defne uçucu yağı

Biberiye yağı
Mersin yağı
Papatya yağı

Karıştırılıp saç diplerine ve saça yedirilir. İstenildiği kadar bekletilip yıkanır. Haftada 2 defa yapılır.

Bronzlaşma

Ceviz yağı
Kakao yağı
Kayısı yağı

Havuç yağı
Fındık yağı
Badem yağı

Birbirine karıştırılır, bütün vücuda sürülür. Güneşte bekletilir.

Cilt Bakımı İçin

Portakal yağı
Limon yağı
Kayısı yağı

Gül yağı
Buğday yağı
Papatya yağı

Havuç yağı
Jojoba yağı
Yasemin yağı

Islatılmış pamuğa 1 çay kaşığı dökülür. Losyon şeklinde cilde sürülür. 30 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

Selülit Tedavisi

Zambak yağı
Keten yağı
Ardıç yağı

Portakal yağı
Buğday yağı
Nane yağı

Susam yağı
Yasemin yağı
Anason yağı

Rezene yağı
Lavanta yağı
Limon yağı

Biberiye yağı
Jojoba yağı
Yosunlu sabun

Selülitli bölgeye iyi bir masaj yapılarak sürülür. 2 günde bir yapılmalıdır. 1-2 saat sonra yıkanır.Hassas ciltler daha kısa bekletebilir. (Yosunlu sabunla yıkanır.)

Cilt Çatlakları

Kakao yağı
Gliserin yağı
Keten yağı

Badem yağı
Saf Zeytin yağı
Çörekotu yağı

Kantaron yağı
Kayısı yağı
Melissa yağı

Çatlayan kuruyan bölgeye masaj yapılarak yedirilir.

Masaj Yağları

Susam yağı
Alabalık yağı
Kekik yağı

Lavanta yağı
Nane yağı
Gliserin yağı

Ardıç yağı
Jojoba yağı
Biberiye yağı

Vücuda masaj yapmada kullanılır. Bütün vücut bu yağlarla ovulur.

Romatizma ve Ağrı Giderici Yağlar

Kekik yağı
Defne gar yağı
Alabalık yağı

Karanfil yağı
Pelesenk yağı
Susam yağı

Sarımsak yağı
Portakal yağı
Gliserin yağı

Çam Terebentin es.
Biberiye yağı
Okaliptüs yağı

Ağrıyan bölge önce kolonyalı mendil ile silinir. Sonra ağrı yağları iyice yedirilerek sürülür. Sıcak havlu ile sarılır. 2-3 saat sonra yıkanabilir.

Sinirsel Başağrısı (Migren)

Nane yağı
Pelesenk yağı
Papatya yağı

Kekik yağı
Lavanta yağı

Şakaklara ve alın bölgesine yağlar su ile yada ıslak pamuğa dökülerek (seyreltilerek) masaj yapılır.

Saygılarımla…

Sivilce,Sivilce İzi Tedavileri

> NOT <
İlaç İsimleri Sadece Bilgi Amaçlıdır.Mutlaka Doktora Gidip Bilgi Alın ve doktor kontrolü altında kullanın ..

Hafif Akne (Sivilce) Tedavileri

Hafif akneler (sivilce) Topical jel(yüze sürülen) solüsyon ve losyonlarla tedavi edilir. Ekstra vitamin ve minerallerin kullanımının tedaviye faydası bulunmamıştır.

Kendiniz Neler Yapabilirsiniz;
-Yüzünüzü su ile hafif bir temizleyici sabun veya antiseptik jel kullanarak günde iki kez yıkayın
-Akne (sivilce) ürünlerini sadece akne üzerlerine nokta halinde değil tüm etkilelen alanlara yayarak uygulayın.
-Akne (sivilce) tedavi ajanları ilk 2-4 hafta kuruluk yaratabilir. Zamanla cilt bu reaksiyonları göstermez.
-Yağsız bir nemlendirici kuruma şikayeti için kullanılabilir.
-Yağlı kozmetikler, fondoten, krem ve güneş koruyucular kullanılmamalıdır.
Iyileşme 2-4 ay arasında olabilir.
-Şiddetli tahrişlerde tedavi bırakılmalı doktorunuzla görüşülmelidir.

* Hafif derecede ki Aknelerde genellikle topikal yani dışardan sürme şeklinde ilaçlar kullanılır .

Topikal Akne (Sivilce) İlaçları ;

Antiseptic Deri Temizleyicileri;
Örnek ; Sebamed Sabun , İmex Sabunu gibi ..
Antibiotikler;
Etken Maddesi = Clindamisin , Eritromisin
Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox,Monodox gibi ..
Retinoidler(Soyucular):
Etken Madde ; Tretionin, Adapalene
Örnek İlaçlar ; Tretin, Acnelyse , Differin gibi ..

Orta Dereceli Aknede (Sivilce) Tedavi

Burda da topical ajanlar(yüze sürülen), yanısıra Oral(ağızdan alınan) tedavilerde uygulanır.

Antibiyotikler ;
Etken Maddesi ; Tetrasiklin, Eritromisin ,Doksisiklin
Örnek İlaçlar; Tetradox , Aknilox , Benzamycin ..
Kadınlarda Östrojen ve Antiandrojen Tedavilerde ; Diane 35 , Spirinololakton vb..
Tedaviye dirençli Aknede
Etken Maddesi; İsotretionin Olan İsotrexin.

Şiddetli Aknede (Sivilce) Tedavisi:

Şiddetli akne (sivilce) Ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Hasta mutlaka dermatolog kontrolünde olmalıdır.Pek çok hasta Oral isotretionin(Roaccutane,Zoretanin gibi.. ) ile tedavi edilir. Bu tedavi hasta için uygun değilse Uzun süreli antibiotikler .Kadınlarda ise antiandrojenler tedavi kullanılabilir.

Sivilce İzleri Tedavisi

Not: Leke tedavisinde en önemlisi doğru teşhistir.
-Sivilce sonrası kalan izler sivilce esnasında oluşan reaksiyonun yaygınlığı ve derinliğinin derecesine bağlıdır. Reaksiyonun şiddeti sivilce izlerinin tipini, derinliğini ve tipini belirler. Üç tipte iz vardır.

- Yüzeysel Sivilce İzleri
- Derin Sivilce İzleri
- Keloid

Yüzeysel Sivilce İzleri:

Eğer Derinin Yüzeysel Tabakaları etkilenirse yüzeysel izler kalır. Bu izler hafif kırmızı,pembe renkte ve çok az deriden çöküktür. Bazen kahverengi renkli değişiklikler de olabilir. Bu tür izler için çok derin işlemler gerekmez. Retinoik Asit(tretin,differin,acnelyse türevi), Meyve Asitlerinin Deriye Uygulanması Yüzeysel peeling işlemleri bu tür izleri giderebilir.

Derin Sivilce İzleri

- Bu tür izlerde derinin alt tabakaları etkilenir. Deriden oldukça çökük, başlangıçta kırmızı , zaman içerinde beyaz renkte derin izlerdir. Bu tür izlerde daha farklı ve derin işlemler yapılarak bir dereceye kadar düzelme sağlanabilir.

- Derin Sivilce İzleri – Icepick skar ;
Icepick skar buz kıracağı ile delinmiş gibi gözüken dar, keskin sınırlı bir sivilce izidir. Genellikle 2 mm’ den dardır. İzin derinliği derinin alt dokularına ve yağ dokusuna kadar gider. Icepick skar lazer ile cilt soyma ve dermabrazyon gibi iz tedavilerine uygun değildir çünkü çok derindir.

- Derin sivilce izleri- Boxcar skar ;
Boxcar (yük vagonu) skar yuvarlak veya oval şekilli, keskin dikey kenarlı deriden çökük izlerdir. Icepick skardan farkı, izin dibi sivri değildir. Yüzeysel boxcar skar 0.1-0.5 mm derinliktedir. Bu tür izler derin soyma teknikleri ile iyileşebilir. 0.5 mm den daha derin izler derin soyma tedavilerinin dışındaki diğer teknikler uygulanmalıdır

- Derin sivilce izleri – Rolling skar ;
Rolling (dalgalı) skar normal görünümlü üst derinin , alt tabakalar tarafından çekilmesi sonucu oluşur. Bu yüzden deri dalgalı görünür. Rolling skar subsizyon tekniği dışındaki tedavilerle iyileşmez.

Keloid ;

Nadiren bazı kişilerde sivilce bölgesinde fibroblastların ( kollajen üreten hücreler) fazla çalışması nedeni ile deriden yukarı doğru büyüyen kabarık yara dokusu yani keloid oluşur. Daha çok erkeklerde gövde bölgesinde görülür.

Güncel Sivilce İzi Tedavileri ;
* Topikal Tedaviler ; Tretin , Acnelyse , Differin gibi Retinoik Asit ve Tretinoin etken maddesi içeren ilaçlar.

Diğer Başlıca Tedavi Şekilleri ;
1- Karboksiterapi ;
-Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı derialtına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması ve yenilemesi işlemidir.

2- Dermabrazyon , Mikrobrazyon ;
- Mekanik olarak derinin yüzeysel tabakasının bir nevi tıraşlama ile uzaklaştırılması, pigment lekelerinin yok edilmesi, yara ve sivilce izlerinin azaltılması, ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir)

3- Kimyasal Peeling ;
- Kimyasal peeling sistemindeki temel amaç, cildin hasar görmemiş, sağlıklı cilt tabakasının üstündeki hasarlı tabakayı kaldırmak, hasar görmemiş tabakayı ortaya çıkartmak ve canlandırmaktır. sonuç ise daha sağlıklı, daha pürüzsüz ve daha canlı bir cilttir

4- Photolazer ;
-Işık tedavisi sayesinde hem sivilce izlerinde iyileşme, aynı zamanda lekeleri tedavi etme, kılcal damarları geçirme ve ciltte antiaging etki yaratırlar. Cilt yüzeyi düzgünleşir, cilt daha kalın ve daha sağlıklı görünür.

5- Lazer Tedavileri ;
* Fraksiyonel Lazer ;Bu lazer sistemi ile izin derinliklerine kadar lazer ışını gönderilmesi hedeflenir. Bu ışın kötü iyileşmiş bu dokuya uygulandığında bir kısmını yakarak eritir.
Fraksiyonel Lazer Nerelerde kullanılır ;
-Akne , sivilce , ameliyat , yanık ve yara izleri
-Gebelik ve doğum sonrası çatlakları
-Cilt kırışıklıkları
-Yaşlılık ve güneş lekeleri
-Cilt Sıkılaştırma ve gençleştirme

6-İPL Tedavisi ;
-IPL tedavisinde flash lambasından yoğunlaştırılmış görünürbir ışık üretilir. IPL cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir.
Kullanıldığı Alanlar ;
-Damarsal deri hastalıkları
-Koyu renkli lekeler
-Epilasyon

7-Kryoterapi ;
- Sıvı azot ile dondurma tedavisi, buz tedavisi..

8-Dolgu maddeleri ;
-Sivilce izler elverişli ise yapılan dolgu madde enjeksiyonları oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebilirler. Tedavi yöntemlerini seçerken iz derinliği, cilt rengi oldukça önemli. Bazen tek bir yöntem tercih edilirken bazen kombine tedaviler daha iyi sonuçlar verebilir. Yüzeysel izlerde başarı şansı %80-%100 arasında değişirken, derin izlerde başarı %40-%70 arasında değişir. Önemli olan doğru uzmanlara başvurarak tedavi seanslarınızı düzenli devam etmeniz.

9-Lekeler için farklı bir alternatif
-Lavanta Kürü ;
Sonuç %70 başarı…
Günden güne oldu gelişmeler.
Kür esasen karaciğeri temizleme amaçlı uygulanıyor.Bu temizleme işlemi cilt lekelerinin kaybolması olarak size geri dönüyor. Biliyorsunuz iç organlar ne kadar sağlıklıysa cildimiz de o kadar sağlıklı.
Tamamen doğal ve hiçbir yan etkisi yok.
-Uygulanışı ;
300 gr(Yaklaşık 1 su bardağı) suda 4-5 gr.(Ortalama 1-1,5 yemek kaşığı yapıyor) lavantayı(çiçeği olacak yağı değil) 4 dk. kaynatıyorsun.fokur fokur değil ama kaynıyor kaynamıyor gibi kaynatacaksın.Akşam yemeğinden en az 2 saat sonra ılık olarak içiyorsun.Yani sindirimin tamamlanması gerekiyor.Ve her gün taze olarak hazırlanması şart.15 gün devam ediyorsun , 15 gün sonunda süreyi azaltıyosun haftada 3 kez içiyosun.

Not: Roaccutane ile aynı anda alabiliyorsunuz  hem sivilceleri kesiyorsunuz ilaçla , hemde lavanta çiçeği ile izleri zamanla geçiriyoruz
* Lavanta Çiçeği’ni Aktar’lardan(Bitki Satan Yerlerden) temin edebilirsiniz..

Roaccutane Hakkında Biraz Bilgi

> NOT <
İlaç İsimleri Sadece Bilgi Amaçlıdır.Mutlaka Doktora Gidip Bilgi Alın ve doktor kontrolü altında kullanın ..

Sivilce Tedavisinde En Çok kullanılan İlaç Roaccutane Hakkında Biraz Bilgi ;

DİPNOT ; İlk Önce Roaccutane Kullanan İlk Halleri Ve Tedavi Sonraki Hallerinin Resimlerini Koyayım ;


Ek Olarak Bunları İnternette bi Bayanın Tedaviye Başlamadan Önceki ve 4 ay sonraki Resimleri Var,Tedavinin Bitmesine 2 ay Var daha.. ;

Önce ;

Sonra ;

- ROACCUTANE piyasaya ilk olarak ne zaman sürülmüştür ve bu tarihe kadar kaç kişi tarafından kullanılmıştır?

İlk olarak İngiltere’de 1982 yılında ruhsat verilen ROACCUTANE, dünya genelinde yaklaşık 11 milyon insan tarafından başarıylakullanılmıştır ve Ölüm , Böbrek ,Karaciğer Yetmezliği gibi bi durumla karşılaşılmamıştır.

- ROACCUTANE nasıl etki eder?

ROACCUTANE akneye neden olan dört faktörü etkilemektedir. Ciltteki sebum üretimini dramatik olarak azaltır. Duktal hiperkeratinizasyonu azaltır ve böylece siyah ve beyaz noktalar gibi iltihabi olmayan lezyonların oluşumu azalır ve antibiyotik olmamasına rağmen bakteri miktarında da önemli ölçüde azalmaya yol açar. Ayrıca kompleks mekanizmalarla enflamasyon ve kızarıklığı azaltır.

- Herhangi bir etki görülmeden önce ne kadar zaman geçer?

Genellikle tedavi başladıktan birkaç hafta sonra ciltteki yağlanmada ve yeni akne gelişiminde azalma görülmelidir. İzleyen birkaç haftanın sonrasında ise akne çok daha iyi olacaktır.

Ancak yüzdeki lezyonlar sırt ve göğüstekilerden daha hızlı temizlenme eğilimindedir. Dört aylık bir ROACCUTANE küründen sonra pek çok hastada akne tamamen iyileşmektedir.

ROACCUTANE kürlerinin tekrarlanması güvenli midir ?

Spesifik çalışmalar yapılmamış olmakla birlikte, Staintorh ve arkadaşları izotretinoinin tekrarlanan kürlerinin ilave veya dirençli yan etkilere yol açmadığını bildirmişlerdir.

Tedavi kürünün tekrarlanması gereğinin doğması olasılığını artıran faktörler, düşük doz başlangıç izotretinoin tedavisi, kapalı komedonal akne, şiddetli akne, yaş ve uzun süreli akne öyküsünü kapsar. Tekrarlanan tedavi kürlerine cevabın aynı düzeyde, yaklaşık % 80-90’da kalması, tekrarlanan kürlere tolerans gelişmediğini düşündürmektedir.

- İzotretionin nasıl metabolize edilir?

Total plazma klirensi = 10-35 saat

Böbreklerde temizlenen fraksiyon % 1′ den az

Metabolize edilme oranı % 90′ dan fazla

Oral biyoyararlanım % 25′ den fazla

- ROACCUTANE’nın son dozunun alınmasından ne kadar sonra izotretinoin vücuttan temizlenmektedir?

Tüm metabolitlerinin yarı ömürlerine bağlı olarak bir ay

- ROACCUTANE’nın kimyasal ve fiziksel özellikleri nedir?

Kolay tutuşan, yanıcı özellikte bir katıdır. Suda erimez, atmosferik oksijen ve ışığa çok duyarlı bir maddedir.

- Hastada yutma sorunu varsa kapsüller açılabilir mi?

Retinoidler suda erimediklerinden ve ışıktan etkilendiklerinden dolayı bu şekilde doğal bir süspansiyon yapabilmek mümkün değildir. Ancak bazı merkezler, yutma problemiyle karşılaşıldığında, hastalara kullanımdan hemen önce kapsüllerin açılmasını ve içeriğinin yiyeceklerle beraber alınmasını önermektedirler. ROACCUTANE kapsüllerinin içinde limon kesiği benzeri bir form vardır.

Alternatif olarak, kapsül temiz bir iğne ile delinerek içeriği direk olarak ılık süte sıkılarak boşaltılabilir. Hasta hızla karıştırılan sütü hemen içmelidir. Bir parça acı olan bu tat, sütün miktarı içebildiği kadar artırılarak hasta tarafından tolere edilebilir hale getirilebilir. Zorlu bir işlem olmakla birlikte birkaç günlük pratiğin sonunda kapsül içeriğinin tamamını çıkarmak mümkün olacaktır.

İlacın biyoyararlılığının ve etkinliğinin değişmeyeceği düşünülmekle birlikte bu işlem ile ilgili yayın bulunmamaktadır ve bu yöntemin bilimsel geçerliliğini destekleyen veri yoktur.

- ROACCUTANE kapsüllerindeki jelatin hayvanlardan mı elde edilmiştir?

Evet; domuzdan değil inekten elde edilmiştir.

- ROACCUTANE Çöliak hastalarında doz problemlerine neden olabilecek nişasta içerir mi ?

Hayır. Kapsül duvarının % 70′ ini oluşturan Karion 83, mısır nişastasından elde edilen bir dekstroz ürünüdür.

- Böbrek yetmezliği olan hastalarda ROACCUTANE kullanılabilir mi?

ROACCUTANE böbrek yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir. Böbrek yetmezliği olan hastalar ROACCUTANE ile yapılan klinik çalışmalara dahil edilmemektedir. ROACCUTANE’nın bu hastalarda kontrendike olmasının temel nedeni bu tip hastalarda ilacın kullanımına ilişkin çok az veriye sahip olmamızdır.

Literatürden alınan verilere göre ROACCUTANE’ ın, immünsüpresif tedavi alan transplant hastaları da dahil böbrek yetmezliği olan hastalara, semptomları azaltmak için yeterli olan dozlarda, bazı önlemler alınarak kullanılabileceği:

Doz küçük miktarlarla başlanarak düzenli olarak artırılır. 0,3 mg/kg veya 0,5 mg/kg/gün dozlarla başlanıp klinik etkinin görüleceği ve iyi tolere edilen dozlara çıkabileceği; Kan lipidleri, transaminazlar, renal parametreler gibi biyolojik parametrelerin sık kontrolünün zorunlu olduğu; Parametrelerden biri normal sınırların dışına çıktığında ilacın hemen kesilmesi gerektiği;önerilmektedir.

- ROACCUTANE Crohn hastalığında reçete edilebilir mi?

Bu tür hastaların dikkatle ele alınması ihtiyacını yansıtacak biçimde mevcut verilerde kolit izotretinoin tedavisinin olası yan etkilerinden biri olarak bildirilmektedir. Ancak iritabıl barsak hastalığı, kolit veya Crohn hastalığında ROACCUTANE kullanımı MacDonald Hull ve Cunliffe (1989) (ROACC853) ve Godfery ve James (1990) (ROACC 902) tarafından bildirilmiştir. 0,7 -1mg/kg/gün dozda izotretinoin alan yedi hastanın sadece birinin hastalığında alevlenme gözlenmiştir.

- Hastada ciddi akne alevlenmesi (acne flare) veya akne fulminans gelişirse ne olur?

Akne fulminans genellikle hafif ve orta şiddette akne vulgaris zemininde oluşur. Akne fulminans çok şiddetli akne konglabata’ya benzeyen ağır bir akne türüdür. Skarlaşma kaçınılmazdır ve özellikle tedavi edilmeyen durumlarda ciddi kozmetik bozukluklara yol açabilir.

ROACCUTANE’nın akne fulminansta kullanımı ile ilgili şu faktörler düşünülmektedir.

ROACCUTANE akne fulminans agreve edebilir veya indükleyebilir ve bu durum dozun azaltılmasını veya tedavinin sonlandırılmasını gerektirebilir.

Akne fulminanslı hastalarda, hastalığın akut inflamatuar fazı antibiyotikler, prednizolon ve son olarak cerrahi uygulamalar ile kontrol altına alınmalı, relapsın önlenmesinde ROACCUTANE uygulanması bu aşamadan sonra düşünülmelidir.

ROACCUTANE ve kortikosteroidler arasında bilinen herhangi bir etkileşim yoktur. Kortikosteroidlerle birlikte kullanım tedaviye yardımcı olabilir ve bu uygulama kontrendike değildir.

-ROACCUTANE tedavisi sırasında görülen kemik-iskelet sistemi problemleri nelerdir?

Çocuklarda erken epifiz kapanması dışında, izotretinoin tedavisinde, hiperosteoz, servikal ve lomber vertebralarda osteofit oluşumu ve tendon ve/veya ligamanlarda kalsifikasyon oluşumunu içeren çeşitli iskelet sistemi değişiklikleri görülebilir.

Literatürde iskelet değişikliği bildirilen vakaların büyük bölümü Darier hastalığı tedavisinde olduğu gibi uzun süreli izotretinoin kullanan hastalardır. Güncel olarak önerilen dozlarda tedavi alan hastaları kapsayan iki prospektif çalışmada yalnızca minimal kemik değişiklikleri bildirilmiştir.

1999 yılında Leachman ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen çalışmada 6 ay süreyle (standart tedavi onaltı haftadır) 1 mg/kg izotretinoin alan hastalarda kemik dansitesinde ortalama % 4.4 oranında azalma tespit edilmiştir.

- ROACCUTANE ve ağda (wax epilation) arasında sorun var mı?

“Cilt ve mukus dokusu en çok etkilenen bölgelerdir. Ciltteki kuruluk, pullanma, eritem (özellikle yüzde) ve kaşıntı ile ilişkili olabilir. Cildin hassasiyetinin arttığı tesbit edilmiştir ve friksiyonel travma sonucu epidermal büller oluşabilir.”

-Tetrasiklinleri kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra ROACCUTANE kullanılabilir?

Tetrasiklinlerin kullanımından ve ROACCUTANE kullanımından sonra az sayıda selim intrakraniyal basınç artışı vakası gözlenmiştir. Tetrasiklinlerle ek tedavi bu yüzden kontrendikedir. Eğer bir hasta tetrasiklin kullanıyorsa, ROACCUTANE’a başlamadan önce tetrasiklinin 4-5 yarı ömrü süresi kadar beklenmesi gerekmektedir. Örneğin minosiklinin yarı ömrü 11-26 saattir ve ROACCUTANE tedavisine başlamak için 5-6 gün süre gerekmektedir.

-ROACCUTANE kullanırken alkol alınabilir mi?
ROACCUTANE kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra alkol alınabilir?

ROACCUTANE kullanımı süresince alkol tüketimi kontrendike değildir ama düzenli alkol kullanımı konusunda bir uyarı bulunmaktadır.

İzotretinoin bazı hastalarda alkolün kan düzeylerini yükseltebileceğinden alkollü içecek içilmemesi ya da içilen miktarın azaltılması önerilmektedir. Core Data Sheet’te ise “ROACCUTANE tedavisi gören hastaların karaciğer fonksiyonları ve kan lipidleri tedaviden önce, kullanımdan 1 ay sonra ve daha sonraki 3 aylık dönemlerde ölçülmelidir” ifadesi kullanılmıştır. Buradan hareketle, yüksek lipid düzeyi riski taşıyan hastalar uyarılmalı ve hastalara temel olarak “eğer içmek zorundaysalar, bunu kararında yapmaları” söylenmelidir.

Soria ve ark. alkol alımının izotretinoinin etkisini azalttığını gösteren bir vakaya işaret etmiştir. Alkol kullanmayan eski bir alkolik günde 60 mg izotretinoin ile tedavi ediliyordu. İki hafta süresince tekrar alkol almaya başladı. Bunun üzerine cildindeki lezyonlar tekrar ortaya çıktı ve ilaca bağlı yan etkiler azaldı. Alkol almayı bıraktığında bu senaryonun tam tersi oldu. Sebepleri tam olarak bilinmemekle beraber, bir senaryoya göre, alkol izotretinoin metabolizmasından sorumlu karaciğer mikrozomal enzimlerini kısa süreli olarak indükleyerek izotretinoinin terapötik ve yan etkilerinin azalmasına yol açmış olabilir. Bu etkileşimin genel önemi bilinmemektedir.

- ROACCUTANE ile birlikte antibiyotikler alınabilir mi?

İntrakraniyal basınç artışı riskinden dolayı ROACCUTANE ile birlikte kullanılmaması gereken tetrasiklinler dışındaki tüm antibiyotikler ROACCUTANE ile birlikte kullanılabilir.

- ROACCUTANE, AIDS(HIV) tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girer mi?

İzotretinoin’in nasıl metabolize edildiği kesin olarak bilinmemektedir ve CYP3A4’ü kullanıp kullanmadığına dair araştırmalarla ilgili bir yayın yoktur. Benzer olarak izotretinoin ve AZT, 3TC arasında etkileşime dair hem bizim veritabanımızda hem de ilaç gözetimi güvenlik veritabanında herhangi bir bildirim yoktur.

Ancak, saquinavir’in metabolizmasının karaciğerdeki metabolizmanın %90’ından fazlasından sorumlu olan CYP3A4 spesifik izoenzimi üzerinden sitokrom P450 aracılığıyla gerçekleştiğini bilmekteyiz. Ritonavir de metabolizması esnasında çok sayıda majör sitokrom enzimini kullanır. Bu yüzden, saquinavir/ritonavir ve metabolizmasında bu izoenzimleri kullanan diğer ilaçlar arasında bir etkileşim olabilir.

Bir yayında (Padberg J et al.; Drug Interaction of Isotretinoin and Protease Inhibitors. AIDS, 1999, 13:284-5) proteaz inhibitörleri almakta iken, izotretinoinin toksik düzeylerine ait klinik bulgular geliştiren bir hasta bildirilmiştir. Akne tedavisinin değiştirilmesinden dört hafta sonra bulgular ortadan kalkmıştır. Yayının yazarları bu ilişkide iki olası mekanizma önermişlerdir:

1. HIV proteaz inhibitörlerinin sitokrom izoenzim sistemi üzerindeki baskılayıcı etkilerine bağlı olarak metabolizmadaki azalma.
2. Hücre içindeki (intraselüler) izotretinoine bağlanan CRABP-1’in proteaz inhibitörleri ile hücreler arası (interselüler) blokajı.

Bu yayında izotretinoinin HIV proetaz inhibitörleri ile uyumlu olmayan ilaçlar listesine dahil edilmesi gerekebileceği sonucuna varılmakla birlikte, bu tür etkileşime dair bildirilmiş tek olgu budur.

——————————————————————————————–
Roaccutane GENEL BİLGİLER

Formülü

Bir yumuşak jelatin kapsül 20 mg izotretinoin içerir.
Yardımcı maddeler: Titan dioksit, kantaksantin.

Farmakolojik Özellikleri

Roaccutane’ın etken maddesi olan izotretinoin, all-trans pozisyonda olan retinoik asidin (tretinoin) bir stereoizomeridir. Roaccutane’ın kesin etki mekanizmasının ayrıntıları henüz bilinmemektedir ancak şiddetli aknenin klinik tablosunda gözlenen iyileşme yağ bezi aktivitesinin baskılanması ve histolojik olarak yağ bezlerinde görülen küçülmeyle ilişkilidir. Ayrıca izotretinoinin dermal antienflamatuar etkisi de kanıtlanmıştır.

Etkinlik

Pilosebase ünitenin epitel örtüsünün hiperkornifikasyonu kornisitlerin kanala dökülmesine, kanalın keratin ve sebum ile tıkanmasına yol açar. Bunu komedon oluşumu ve sonuç olarak da enflamatuar lezyon takip eder. Roaccutane sebositlerin proliferasyonunu baskılar; aknede düzenli farklılaşma programını yeniden düzenleyici bir etki gösterdiği gözükmektedir.

Sebum P. acnes’in büyümesi için majör substrattır, dolayısıyla azalmış sebum üretimi kanalın bakteriyel kolonizasyonunu baskılar.

Farmakokinetik

İzotretinoin ve onun metabolitlerinin kinetiği lineer olduğundan tedavi sırasındaki plazma konsantrasyonları tek doz verilerinden elde edilebilir. Bu özellik karaciğerde ilaç metabolize eden enzimlerin aktivitesinin izotretinoin ile endüklenmediğini de kanıtlar.

Emilim

İzotretinoinin gastrointestinal sistemden emilimi değişkendir; mutlak biyoyararlanımı henüz bilinmemektedir çünkü bu bileşik insanlarda intravenöz preparasyon olarak kullanıma uygun değildir. Bununla beraber köpeklerde yapılan çalışmaların genelleştirilmesi sistemik biyoyararlanımın oldukça düşük ve değişken düzeyde olduğunu göstermektedir. Akne hastalarında aç hastaya günde 80 mg izotretinoin verildikten 2-4 saat sonra kanda sağlanan kararlı durumda maksimum konsantrasyonun (Cmax) 310 ng/ml olduğu saptandı (aralık: 188-473 ng/ml). İzotretinoinin eritrositlere girişi zayıf olduğundan plazmadaki konsantrasyonları kandaki konsantrasyonlarından yaklaşık 1.7 kat daha yüksektir. İzotretinoin besinlerle alındığında biyoyararlanımı açlığa kıyasla iki kat daha fazladır.

Dağılım

İzotretinoin plazma proteinlerine ve özellikle de albümine bağlanır (> %99.9); dolayısıyla serbest izotretinoin (=farmakolojik açıdan aktif) oranı çok geniş bir terapötik konsantrasyon aralığında %0.1’den düşüktür.

İzotretinoinin insanlardaki dağılım hacmi saptanamamıştır çünkü bu bileşik insanlarda intravenöz preparasyon olarak kullanıma uygun değildir.

Günde iki kere 40 mg ile tedavi edilen şiddetli aknesi olan hastalarda izotretinoinin kandaki kararlı durum konsantrasyonları (Cmin, ss) 120-200 ng/ml arasında değişir; bu hastalarda 4-okso-izotretinoin konsantrasyonu izotretinoin konsantrasyonlarından 2-5 kat daha yüksektir. İnsanlarda izotretinoinin dokulara dağılımıyla ilgili çok az bilgi vardır. Epidermisteki izotretinoin konsantrasyonu serumdakinin yarısı kadardır.

Metabolizma

İzotretinoin ve tretinoin (all-trans konumdaki retinoik asit) in vivo olarak birbirlerine dönüştürüldüğünden izotretinoinin metabolizması retinoik asit metabolizmasıyla yakından ilişkilidir. İzotretinoin dozunun %20-30’unun bu yolla metabolize olduğu tahmin edilmektedir. İzotretinoinin ana metaboliti ilacın oral yolla alınmasından sonra hızla oluşan 4-okso-izotretinoindir. Dozlama aralığının en sonunda, izotretinoin ve 4-okso-izotretinoin genel dolaşıma geçen ilaçla ilgili maddelerin tümünü yansıtmaz. Başka metabolitler de saptanmıştır ancak bunların özellikleri tam olarak saptanamamıştır; bunlar büyük olasılıkla glukuronid konjügatlarıdır. Enterohepatik dolaşım insanlarda izotretinoinin farmakokinetik özelliklerinde anlamlı rol oynayabilir.

Eliminasyon

Radyoaktif işaretli izotretinoin oral yolla uygulandıktan sonra idrar ve feçeste hemen hemen eşit miktarda ilaç saptanır. İzotretinoin oral yolla uygulandıktan sonra akneli hastalarda değişikliğe uğramamış ilacın terminal eliminasyon yarı-ömrü ortalama olarak 9 saattir ve bu süre genelde 7-22 saat arasında değişir. 4-okso-izotretinoinin terminal eliminasyon yarı-ömrü daha uzundur ve ortalama olarak 25 saattir (aralık:17-50 saat). İzotretinoin fizyolojik bir retinoid olduğundan Roaccutane tedavisi bittikten sonra yaklaşık iki hafta içinde endojen retinoid konsantrasyonlarına ulaşılır.

Özel klinik durumlarda farmakokinetik özellikler

İzotretinoin böbrek veya karaciğer bozukluğu olanlarda kontrendike olduğundan bu hasta popülasyonlarında izotretinoinin kinetiğiyle ilgili bilgiler sınırlıdır.

Endikasyonları (Kullanım Yerleri)

Roaccutane şiddetli akne formlarının (nodülo-kistik formlar) ve diğer tedavilere yanıt vermeyen aknenin tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları (Kullanılmaması Gereken Yerler)

Roaccutane gebelikte (Gebelik ve Emzirme Dönemi için Uyarılar bölümüne bakınız), karaciğer ve böbrek yetmezliğinde, A hipervitaminozunda, kan lipid düzeyleri aşırı yüksek olan hastalarda, izotretinoine ve ilacın içindeki diğer maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar/Önlemler

-Gebelik ve Emzirme Dönemi ve Kan Bağışı İçin Uyarılar

Karaciğer fonksiyonları tedaviye başlanmadan önce, bir ay sonra ve sonrasında üç ay arayla kontrol edilmelidir. Serum lipidleri (açlık değeri) tedavi başlamadan önce, bir ay sonra ve tedavinin sonunda kontrol edilmelidir.

Roaccutane tedavisi gören hastalar arasında depresyon, psikotik semptomlar ve nadiren intihar girişimleri ve intihar bildirilmiştir. Her ne kadar bu durum ilaç ile sebep-sonuç ilişkisi açısından bağlantılı bulunmamışsa da, depresyon geçmişi olan hastalara özel ilgi gösterilmeli ve bütün hastalar, depresyon belirtileri açısından izlenmeli ve gerekiyorsa uygun bir tedavi için yönlendirilmelidirler.

Kemik yapısında değişiklikler olabileceğinden her hastada risk/fayda oranı dikkatle değerlendirilmeli ve Roaccutane tedavisi şiddetli olgularla sınırlanmalıdır.

Mikrodoz progesteron preparatları (minipill) Roaccutane tedavisi sırasında gebelikten korunmak için yeterli bir yöntem olmayabilir.

Atipik bölgelerde hipertrofik nedbeleşme riski taşıdıklarından deriyi aşındırıcı maddeler Roaccutane tedavisi sırasında ve tedaviden sonra 5-6 ay süreyle kullanılmamalıdır.

Jelli epilasyon dermatit riski taşıması nedeniyle Roaccutane tedavisi sırasında ve tedaviden sonra 5-6 ay süreyle kullanılmamalıdır.

Roaccutane tedavisi sırasında bazı vakalarda gece görmede azalma olmuş ve nadir durumlarda tedaviden sonra da devam etmiştir (Bkz. İstenmeyen Etkiler). Bazı hastalarda bu durumun başlaması ani olduğundan, hastalar potansiyel problem hakkında bildirilmeli ve gece araç sürerken veya herhangi bir aracı kullanırken dikkatli olmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Görmeyle ilgili problemler dikkatli bir biçimde gözlenmelidir.

Roaccutane kullanımı birkaç psödotümör serebri (selim intrakranial hipertansiyon) vakasıyla ilişkili olmuştur, bunların bazılarında tetrasiklinlerle birlikte kullanım söz konusudur (Bkz. İlaç Etkileşimleri).

Yaşamsal önem taşıyan bir akut pankreatitin 800 mg/dl’nin üzerinde artan trigliserid düzeyleri ile ilişkili olduğu bilinen bir gerçektir, dolayısıyla trigliserid düzeyleri tedavi sırasında anlamlı bir yükselme gösteriyorsa bu durumu yakından izlemek gerekir (Bkz. İstenmeyen Etkiler).

NOT :Özel hasta grupları için uyarılar

Roaccutane tedavisi gören yüksek riskli hastalarda (diyabet, aşırı şişmanlık, alkolizm veya lipid metabolizması bozuklukları olanlar) serum lipid (Bkz. Uyarılar/Önlemler) ve/veya kan glukoz değerlerinin sık aralıklarla kontrol edilmesi gerekebilir.

Diyabeti olduğu bilinen veya diyabetten şüphelenilen hastalarda kan glukoz düzeylerinin sık aralıklarla kontrolü önerilir. Nedensel bir ilişki olmasa da, açlık kan şekerlerinin yükseldiği bildirilmiştir ve Roaccutane tedavisi sırasında yeni diyabet olguları teşhis edilmiştir.

Roaccutane ile tedavi edilmiş kadın ve erkek hastalar, tedavi sırasında ve tedavinin bitiminden sonraki bir ay içinde kan bağışı yapamazlar.

Kısırlık geçmişi nedeniyle normalde kontraseptif önlem almayan kadın hastalar dahil tüm kadınlara aşağıdaki önerilere göre Roaccutane tedavisi sırasında bu tip önlemler alması uyarısında bulunulmalıdır.

Roaccutane tedavisi sırasında veya sonraki bir ay içinde bu önlemlere rağmen gebe kalındığında fetusta çok ciddi malformasyon olma riski büyüktür (özellikle merkezi sinir sistemi, kalp ve büyük kan damarları etkilenir). Ayrıca spontan düşük riski de büyüktür.

Roaccutane tedavisiyle ilişkili olarak önemli fetal anormallikler bildirilmiştir: Hidrosefali, mikrosefali, dış kulakta anormallikler (mikropinna, dış işitme kanallarının küçük olması veya yokluğu), mikroftalmi, kardiyovasküler anormallikler, yüzde dismorfi, timus bezi anormallikleri, paratiroid bezi anormallikleri ve serebellar malformasyonlar.

İzotretinoin yüksek derecede lipofilik olduğundan ilacın anne sütüne geçmesi olasılığı fazladır. Advers etki potansiyeli taşıdığından emziren annelerde Roaccutane kullanımı önlenmelidir.

Bu bölüm kadın hastalar içindir: Roaccutane yüksek düzeyde teratojeniktir. O nedenle gebe veya tedavi sırasında gebelik olasılığı olan kadınlarda kontrendikedir. Roaccutane tedavisi aşağıdaki koşulların tümü sağlanmadığı sürece gebe kalma potansiyeli olan kadın hastalarda kontrendikedir: Hastadaki akne standart tedaviye dirençli olmalıdır. Hasta, ilacın kullanımına yönelik uyarıları anlayabilecek ve uygulayabilecek durumda olmalıdır. Hasta, zorunlu kontraseptif önlemlere uyabilecek durumda olmalıdır. Hasta, doktor tarafından, Roaccutane tedavisi sırasında ve tedavi bitimini izleyen bir ay boyunca gebe kalmanın tehlikeleri konusunda bilgilendirilmiş ve kontraseptif önlemlerin başarısızlığına karşı uyarılmış olmalıdır. Hastanın uyarıları dikkate aldığından emin olunmalıdır. Tedaviye başlanmadan iki hafta önce hastadan negatif gebelik testi alınmış olmalı, gebelik testi mümkünse her ay tekrarlanmalıdır. Hasta Roaccutane tedavisine başlamadan bir ay önce, tedavi sırasında ve tedavi kesildikten sonraki bir ay boyunca gebelikle ilgili önlemleri aralıksız uyguluyor olmalıdır (İlaç Etkileşmeleri bölümüne bakınız). Hastanın gebe olmadığından tamamen emin olmak için Roaccutane tedavisine bir sonraki menstrüel dönemin ikinci veya üçüncü gününde başlanmalıdır. Relaps durumunda Roaccutane tedavisinden bir ay önce, tedavi sırasında ve tedaviden sonraki bir ay boyunca aynı kesintisiz ve etkili kontraseptif önlemleri uygulamalıdır.

HASTAYA UYARILAR ;

NOT : Bu bölüm kadın hastalar içindir:

Roaccutane kullanımı sırasında kesinlikle gebe kalmayınız.
Tedaviye başlamadan önce gebe olmadığınız kesinlikle tespit edilmiş olmalıdır.
Gebelik sırasında Roaccutane kullanımı bebeğin sakat doğmasına sebep olabilir.
İlacın vücuttan geç atılması nedeniyle, tedavinin bitiminden sonra da 1 ay boyunca gebe kalmamalısınız. Tedaviye başlamadan 4 hafta önce, ilacın kullanımı sırasında ve tedavi bittikten sonra 1 ay süresince gebeliği önleyici önlemler almanız zorunludur. Etkili bir korunmaya rağmen ilaç kullanırken veya tedavi sonrasındaki 1 ay içinde gebe kalırsanız ya da böyle bir şüphe olursa derhal hekiminize başvurunuz.
Emziren anneler ilacı kullanamazlar.

NOT : Bu bölüm kadın ve erkek hastalar içindir:

İlaç kullanımı esnasında ve tedavi bitiminden sonraki bir ay boyunca kan bağışı yapmak yasaktır.
İlacı alırken A vitamini içeren diğer ilaçlar kullanılmamalıdır.
Elinizdeki ilacı eczaneden, sadece doktorunuzla birlikte imzaladığınız “reçete ve hasta onay formu” karşılığında satın alabilirsiniz. Söz konusu formu imzalamadan önce, arka yüzündeki uyarı ve bilgileri.tam olarak okumuş ve anlamış olmanız gerekir.
Hekiminiz ilaç hakkında geniş bilgiye sahiptir. Tereddüt ettiğiniz konularda kendisine danışınız.
İlaç sadece sizin kullanımınız içindir, başka hiç kimseye vermeyiniz.

Yukarıdaki uyarılar sizi korkutmamalıdır. Hekiminizin kontrolünde ve talimatlara uyarak kullandığınız müddetçe ilacınız size güvenli ve etkin bir tedavi sağlayacaktır. İlacın belirtilen zararlı etkileri sadece hamilelik esnasında bebek üzerindedir. Kısıtlayıcı süre olan tedavinin sona ermesinden 1 ay sonra tekrar hamile kalabilir ve sağlıklı bebek sahibi olabilirsiniz.

İlaç Etkileşmeleri

Roaccutane ve A vitamininin aynı anda kullanılmaması gerekir çünkü A hipervitaminozisi yoğunlaştırabilir. Ender vakalarda Roaccutane ve tetrasiklinlerden sonra selim intrakranial hipertansiyona bağlı “psödotümör serebri” bildirilmiştir. Dolayısıyla tetrasiklinlerle destekleyici tedaviden kaçınılmalıdır. (Bkz. Uyarılar/Önlemler).

Kullanım Şekli ve Dozu

Roaccutane ve A vitamininin aynı anda kullanılmaması gerekir çünkü A hipervitaminozisi yoğunlaştırabilir. Ender vakalarda Roaccutane ve tetrasiklinlerden sonra selim intrakranial hipertansiyona bağlı “psödotümör serebri” bildirilmiştir. Dolayısıyla tetrasiklinlerle destekleyici tedaviden kaçınılmalıdır. (Bkz. Uyarılar/Önlemler).

BAYANLAR İÇİN – Kullanıma İlişkin Uyarılar:

1.Tedaviye, bir sonraki normal adet döneminin ikinci veya üçüncü gününden önce başlanmamalıdır.
2.Tedaviye başlamadan önceki iki hafta içinde negatif gebelik testi sonucu alınmalıdır. (Tedavi sırasında her ay gebelik testlerinin yapılması tavsiye edilir).
3.Roaccutane tedavisine başlamadan önce, hekim, gebe kalma potansiyeli olan hastalara, alınacak önlemler, çok ağır fetal malformasyon riski ve Roaccutane tedavisi sırasında veya tedavi kesildikten sonraki bir ay içinde gebe kalmanın muhtemel sonuçları hakkında sözlü ve yazılı bilgi vermelidir.
4.Aynı etkili ve kesintisiz gebelik önleyici tedbirler, araya giren süre ne kadar uzun olursa olsun, tedavinin tekrarlandığı her sefer alınmalı ve tedaviden sonra bir ay devam etmelidir.
5.Hasta, bu önlemlere rağmen, Roaccutane tedavisi sırasında veya tedavi bırakıldıktan sonraki bir ay içinde gebe kaldığı takdirde, fetusta ağır bir malformasyonun görülme riski çok yüksektir (örneğin, eksensefali).

Roaccutane’a verilen terapötik yanıt ve advers etkiler dozla ilişkilidir ve hastalarda değişkenlik gösterir. Bu durum tedavi sırasında her hasta için ayrı doz ayarlamasını gerektirir. Roaccutane tedavisi günde 0.5 mg/kg’lık dozla başlamalıdır. Hastaların çoğunda doz günde 0.5-1.0 mg/kg arasında değişir. Çok şiddetli aknesi olan hastalarda veya vücudunda akne olanlarda 2.0 mg/kg’a varan yüksek dozlar gerekebilir. Tedavide 120 mg/kg’lık kümülatif dozun remisyon oranlarını artırdığı ve relapsı önlediği gösterilmiştir. Dolayısıyla her hastada tedavi süresi günlük doza göre değişir. 16-24 haftalık tedaviyle akne tamamen remisyona sokulabilir. Normal doza şiddetli intolerans geliştiren hastalarda tedaviye daha düşük dozla uzun süre devam edilebilir. Hastaların çoğunda (>%60) tek bir tedavi dönemi sonunda akne tamamen temizlenebilir. Kesin relaps durumunda, Roaccutane tedavisinde önceki günlük dozun ve kümülatif tedavi dozunun aynısı uygulanmalıdır. Akne, tedavi kesildikten sonraki 8 hafta boyunca gelişebileceği için tedaviye bu süre bitmeden yeniden başlanmamalıdır. Kapsüller öğünlerle beraber günde bir veya iki kerede alınmalıdır.

Doz Aşımı

Aşırı doz vakalarında A hipervitaminozu belirtileri görülebilir. Aşırı dozdan sonraki ilk saatlerde midenin boşaltılması endikedir.

Kaynak : Roaccutane Resmi Sitesi.

Etkileyici ve sağlıklı saçlara kavuşmak için bilmeniz gerekenler

1. Çok kuru saçlar
Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.

2. Normal saçlar
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.

3. İkisi bir arada
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.

4. Ilık su ile durulayın
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için idealdir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su, saçlara mükemmel bir parlaklık verir.

5. En iyi fön stratejisi
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.

6. Nazik olun
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.

7. Çok mu streslisiniz?
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.

8. Ön yargıları unutun
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?

9. Saç kremi
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.

10. Çok ince saçlar
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin ‘uçuşmasını� engeller.

11. Tatilde bakım
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.

12. Koruma ve tamir:
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar.
Saç kürleri yumuşacık yapar. Ama hangisini kullanmalı?

13. İnce telli saçlara kür uygulamak
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.

14. Saç maskeleri
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)

15. Sarı, kızıl ya da kahve
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.

16. Çabuk kür uygulamak için
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.

17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli. b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar

18. Vaks nasıl kullanılır?
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.

19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.

20. Saç spreyi ve parlatıcı
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür

21. Zamanlama sorununuz varsa:
Örneğin, sabah sabah 06:30′da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.

22. Saçınızı yıkamadan yattınız
Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.

23. Güçsüz kalmış kuru saçlar
İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerseniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.

24. Sabah hiç vaktiniz yoksa
Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.

25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin
Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.

26. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız
Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin

Uzun, omuz hizası ya da kısa modellerin hangisi bana uyar?
27. Hayal ettiğiniz model
Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.

28: Yuvarlak yüz
Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.

29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa
Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.

30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?
Yeni bir kesimde,alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.
Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider

31. Saç, boy ve ölçüler
Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m�nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.

32. İnce hafif perçemler
Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.

33. Kısaltmak ya da uzatmak?
Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.

34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır
Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak

35. Kakül ve alında perçem
Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.
Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda

36. Sıcaktan korunun
Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.

37. Düz saçlı kadınlar
Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.

38. Periyodik soruna özel çözüm
Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.

Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz
39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için
İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.

40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?
O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.

41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız
Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.

42. 20′li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak
Önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.

43. Sarı saçlara parlaklık gerek
Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.

44. Saç kesimi her şeydir
Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün.


Sağlıklı saçlara sahip olmak için yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor :

DEMİR: Saçların uzamasını hızlandırır. Kırmızı et, kabuklu deniz hayvanları, güçlendirilmiş tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

PROTEİN: Saç tellerinin yapı taşıdır. Doymuş yağ oranı düşük protein almak için beyaz ve kırmızı eti karıştırabilir ya da deniz ürünlerini tercih edebilirsiniz.

BİYONİT, B6, B12 VİTAMİNLERİ: Saç köklerinde yeni saç tellerinin oluşmasını sağlar. Tam tahıllı ekmeklerde, yulafta, az yağlı süt ve peynirde, yumurtada, somon balığında, kabuklu yemişlerde bulunur.

ÇİNKO: Çinkoda bulunan doğal yağlar saçlara parlaklık verir. Kırmızı et, kabuklu yemişler, nohut, kabak çekirdeği ve yoğurtta bulunur.

C VİTAMİNİ: Saç derisinde hücre yenilenmesine yardımcı olur. Çilek, kivi, mango, portakal, ahududu, kırmızı dolmalık biber gibi parlak renkli sebze ve meyvelerde bol miktarda C vitamini vardır.

A VİTAMİNİ: Sağlıklı saçlar için gereklidir. Elma, kayısı ve tatlı patates iyi birer A vitamini kaynağıdır.

ANTİOKSİDANLAR: Hücre yenilenmesine yardımcı olarak saç derisini güçlendirir. Siyah çikolatada, otlarda, böğürtlen ve çilek gibi kabuksuz etli meyvelerde bulunur. Sağlıklı saçlar için süper besinler.

Çayı sakın çok sıcak içmeyin!

Toplumumuz için çay içmek özel bir keyiftir. Yalnız çay içerken de dikkatli olmak gerekiyor.
Çayı çok sıcak içmemeye özen göstermelisiniz. Aksi takdirde yemek borusu kanserine yakalanma riski artmaktadır.
Yemek borusu kanseri geç kalındığında ölümcül olabiliyor.
Uzmanlar, sıcak içecekleri tüketirken soğumasını beklemek gerektiği uyarısında bulunuyorlar.
Yemek borusu kanserlerine sıcak sıvı tüketimi ile birlikte sigara kullanımı, fazla alkol tüketimi, nitrit, nitrat, uyuşturucu kullanımı ve salamura gıdalardaki mantar toksinlerin de neden olabileceği ifade ediliyor.
cay-kahveAyrıca çevresel faktörler, diğer kanser türlerinde olduğu gibi yemek borusu kanserlerinde de önemli etkendir.
Sigara, alkol ve çok sıcak sıvı tüketimi öncelikli etkiye sahip olabileceğinden fazla tüketiminde dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.
Sıcak sıvı tüketimi sıklığını en aza indirmek gerekiyor.
Üstelik çok sıcak sıvı tüketimi yemek borusu kanser riskini 8 kat artırdığına dikkat çekiliyor.
Çay tüketimi fazla olduğundan dolayı özellikle çayı çok sıcak içmemeli soğumasını beklemeli.
Bu sayede kanser riskinde ciddi oranlarda azlama görülebileceği ifade ediliyor.